Danıştay Kararı 13. Daire 2015/6333 E. 2021/4530 K. 15.12.2021 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2015/6333 E.  ,  2021/4530 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2015/6333
Karar No:2021/4530

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Dış Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Fonu (Fon)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacı şirketin Fon’a devredilen … Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş.’den, (…) 05/06/1996, 10/06/1996, 30/09/1996 ve 14/10/1996 tarihlerinde, şirketin kanuni temsilcilerinin talep ve imzaları ile çekilen kredilerin ödenmemesi üzerine … tarih ve … sayılı Fon Kurulu kararı ile Fon alacağı hâline gelen kredi tutarlarının şirketten tahsiline karar verildiği ve davalı şirkete öncesinde … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun, sonrasında da dava konusu ödeme emrinin tebliğ edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı; öte yandan, davacının kredi sözleşmelerindeki imzaların sahte olduğu, şirketçe kredi kullanılmadığı, konu hakkında suç duyurusunda bulunulduğunun belirtilmesi üzerine açılan davanın akıbetinin sorulmasına dair 25/02/2015 tarihli ara kararına cevaben dosyaya sunulan 15/04/2015 tarihli yazı ve eklerinden, söz konusu suç duyurusu üzerine açılan ceza davasının zamanaşımı nedeniyle düştüğünün anlaşıldığı, söz konusu kredilerin davacı şirketin imza yetkisini haiz ortaklarınca talep edildiği ve yine bu şahıslarca kredi sözleşmelerinin imzalandığı, dolayısıyla şirketin ödenmeyen kredilerden sorumlu olduğu; her ne kadar davacı sözleşmedeki imzaların sahte olduğunu iddia etse de buna ilişkin açılan ceza davasının zamanaşımı nedeniyle kaldırıldığı ve bu nedenle imzaların sahte olduğuna dair bir mahkeme kararının mevcut olmadığı, kaldı ki, davacı şirketin bu gerekçeler ile sahte imza ile kredi çektiğini iddia ettiği şahıslara rücu edebileceği, dolayısıyla ödenmeyen kredilerin yasal faiz ve gecikme zammı hesaplanmak suretiyle tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, İdare Mahkemesi’nce borcun varlığı hakkında hiçbir araştırma yapılmaksızın davanın reddine karar verildiği, davaya konu kredilerin şirket yetkililerince talep edildiği ve kredi sözleşmelerinin şirket yetkilileri tarafından imzalandığı hususlarının kanıtlanmadığı, Mahkemece hiçbir araştırma ve bilirkişi incelemesi yapılmadan teknik bir konuda karar verildiği, kredi hesabındaki paranın kimin tarafından çekildiğinin araştırılmadığı, davacının öz sermayesi dikkate alındığında söz konusu krediyi çekmesinin mümkün olmadığı, sahte imzalar ile kredi kullandırılmak suretiyle Yurtbank ortak ve yöneticilerine haksız menfaat sağlandığı, Bankayı devralan davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğu, davalı idarenin banka yöneticilerine rücu davası açabileceği, imzaların sahteliğini araştırmanın Mahkemenin görevinde olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı şirketin …’tan kullanmış olduğu kredilere ilişkin 120.500,00-TL’lik genel kredi sözleşmesinde şirket ortaklarından …, … ve … İnşaat Tasarım İthalat ve İhracat Turizm A.Ş.’nin kefalet imzalarının bulunduğu, davacı şirkete ilişkin imza sirkülerinden yönetim kurulu başkanı ……, yönetim kurulu başkan vekili … ve yönetim kurulu üyesi …’in kredi kullandırım tarihlerinde şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunun anlaşıldığı, ödemeye çağrı mektubunun dava konusu edilmeyerek kesinleştiği, kesinleşen amme alacağının tahsili için düzenlenen ödeme emrinde de hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
…’ın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi 21/12/1999 tarihinde Fon tarafından devralınmıştır.
Davacı şirket tarafından 05/06/1996 tarihinde … Ankara Şubesi’nden 2.000-TL’lik kredi talebinde bulunulmuş, ancak Genel Müdürlük tarafından 1.700-TL’lik kredi tahsisi uygun görülerek davacı şirkete 10/06/1996 tarihinde 1.700-TL kredi kullandırılmıştır. Ana para ve faizlerle birlikte 2.500-TL olan şirketin kredi limiti 30/09/1996 tarihi itibarıyla 118.000-TL arttırılarak önce 120.500-TL’ye çıkarılmış, 14/10/1996 tarihinde ise davacı şirketin kredi limitinin 90.000-TL daha arttırılarak 210.500-TL’ye çıkarılmasına karar verilmiştir.
Davacı şirketin anılan genel kredi sözleşmelerinde belirlenen limitler dahilinde 10/06/1996, 30/09/1996 ve 14/10/1996 tarihlerinde dava konusu kredileri kullandığı, ödenmeyen kredi borçları nedeniyle 15/02/2000 tarihinde kredi hesabının kat edildiği, 05/10/2000 tarihinde ise ana para ve faiz toplamı olan 6.549.966-TL üzerinden ihtarname keşide edildiği, söz konusu alacağın 10/08/2001 tarihi itbarıyla Fon tarafından temlik alındığı, Fon Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı uyarınca alacağın 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca takip edilmesine karar verildiği, davacı şirkete öncelikle … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun gönderildiği, ödemeye çağrı mektubuna karşı dava açılmaması üzerine de dava konusu 12/06/2003 tarih ve 10424 sayılı ödeme emrinin gönderildiği anlaşılmıştır.
Ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 11. maddesinde, “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce, 26/12/2003 tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fona intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanunun 14, 15, 15/a, 16, 17, 17/a ve 18’inci maddeleri, ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6’ncı maddeleri ile geçici 4’üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.” kuralına yer verilmiştir.
4389 sayılı Kanun’un 15. maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendinde, hisseleri kısmen veya tamamen Fon’a intikal eden bir bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevliler aracılığıyla veya sair suretlerle banka kaynaklarını ve varlıklarını doğrudan veya üçüncü kişilere rehnetmek, teminat göstermek, ekonomik gücü olmayan kişilere kredi vermek, karşılığında kredi temin etmek amacıyla kredi kullandırmak, yurt içi veya yurt dışı banka ve malî kuruluşlar nezdinde depo veya sair adlarla hesap açtırmak veya bu hesapları teminat göstermek ve sair şekillerde kullanmak suretiyle veya başkaca dolanlı işlemlerle edindikleri veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacakların Fon alacağı sayılacağı ve bu alacaklar hakkında 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı hükmü yer almış; bu fıkraya 5020 sayılı Kanun’la eklenen paragrafta, Fon alacaklarından; yönetim ve denetimi Fon’a geçen ve/veya bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların kaynağını kullanmış olmasından dolayı Fon’a borçlu olması kaydıyla Fon’a intikal eden bir bankadan ilk kredinin ve/veya banka kaynağının kullanılmasından sonra, bu bendin birinci cümlesinde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, edindikleri ve/veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, her türlü mal, hak ve alacaklarının banka kaynağı kullanılmak suretiyle edinildiği ve/veya edindirildiğinin kabul edileceği ve bu gerçek kişiler ile tüzel kişiler tarafından edinilen para, her türlü mal, hak ve alacaklar hakkında bu fıkrada yer alan kuralları uygulamaya Fon’un yetkili olduğu belirtilmiştir.
Yine bu fıkraya 5020 sayılı Kanun’la eklenen son paragrafta da, bu fıkranın (a) bendinin birinci cümlesinde ve bu bendin birinci cümlesinde sayılan gerçek ve tüzel kişilerin yönetim ve/veya denetimindeki şirketlerde ve/veya işletmelerinde iş akdine bağlı ve/veya bağlı olmaksızın geçici ve/veya sürekli olarak istihdam edilen şahısların kurucusu, ortağı, yöneticisi veya denetçisi olduğu şirketlerin; bir iş akdine bağlı olmaksızın, yukarıda sayılan şahısların vekâleten ve/veya ticarî mümessil ve/veya ticarî vekil sıfatıyla ve/veya vekâletsiz iş görme hükümleri gibi herhangi bir hukukî ilişkiye dayanarak geçici ve/veya sürekli olarak temsil eden şahıslar ile temsil ettikleri gerçek ve/veya tüzel kişilerin; bu bentte belirtilen şahıslar dışındaki ve/veya bunlar tarafından kurulan şirketlere bankacılık mevzuatına ve/veya teamüllerine uyulmadan ve/veya teminatsız ve/veya yetersiz teminat ile kredi kullandırılan ve/veya genellikle faaliyet yeri olarak aynı adresi kullanan ve/veya yapılan sözleşmelere cayma hakkı ve/veya borcun nakli gibi hükümler koymak suretiyle kullandıkları kredileri ve/veya banka kaynaklarını bankanın yönetim ve denetimini doğrudan ve/veya dolaylı olarak tek başına ve/veya birlikte elinde bulunduran gerçek ve tüzel kişilere ve/veya bunların ve/veya bankanın iştiraklerine ve/veya doğrudan veyahut dolaylı bağı bulunan şahıs ve şirketlere yukarıdaki bentlerde sayılan gerçek veya tüzel kişilere aktarılmasını sağlayan gerçek veya tüzel kişilerin kullanmış oldukları krediler ve/veya banka kaynaklarının bankanın yönetim ve denetimini doğrudan ve/veya dolaylı olarak, tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklar tarafından kullanılmış banka kaynağı sayılacağı ve bu şahıslar ile edindikleri ve/veya üçüncü kişilerce edindirdikleri para, her türlü mal, alacak ve haklar hakkında bu fıkrada yer alan düzenlemelerin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, 05/10/2000 tarihi itibarıyla 6.549.966-TL’ye ulaşan kredi borcunun ödenmesi için davacı şirkete ihtarname gönderildiği, davacı şirket tarafından, söz konusu ihtarnameye …’tan kullandıkları kredi borcunun yalnızca 2.500-TL olduğu, bunun dışında …’tan kredi kullanmadıkları, kredi kullandırımına ilişkin hiçbir talimat ve imzalarının bulunmadığı belirtilerek 09/10/2000 tarihinde itiraz edildiği, sonrasında da 08/11/2000 tarihinde sahte imza iddiasıyla Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne suç duyurusunda bulunulduğu, özel belgede sahtecilik suçundan …’ın hâkim ortağı … hakkında 31/05/2002 tarihinde … Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davada 03/07/2007 tarihinde davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacı şirketin …’tan kredi kullanımına ilişkin 30/09/1996 tarihli, 120.500-TL’lik genel kredi sözleşmesinde davacı şirketi temsilen şirket yetkililerinin imzasının bulunduğu, 14/10/1996 tarihli, 210.500-TL’lik genel kredi sözleşmesinde ise şirket unvanının altında hiçbir imzanın bulunmadığı dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmakta olup, gerek davacı şirketin imzaların sahte olduğuna ilişkin 08/11/2000 tarihli suç duyurusu, gerekse de … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın … tarih ve E:… sayılı iddianamesinde yer alan …’ın hâkim ortağı …’in “24 adet şirkete kredi kullandırılmış gibi gösterip kendi işletmelerine sermaye aktarımında bulunduğu” yönündeki ifade kapsamında, davacı şirketin iddia ettiği gibi genel kredi sözleşmesindeki imzanın şirket yetkililerine ait olup olmadığı hususunun İdare Mahkemesi’nce yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya konulması ve bu sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, eksik incelemeye dayalı olarak verilen davanın reddi yönündeki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.