Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/2160 E. 2012/5336 K. 08.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2160
KARAR NO : 2012/5336
KARAR TARİHİ : 08.05.2012

MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ(KAPANAN ŞİŞLİ 1. A.H.M.)
TARİHİ : 21/06/2011
NUMARASI : 2011/187-2011/342
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları T.E.’in, miras paylarından yoksun bırakmak amacıyla ve muvazaalı olarak kök muris B.N.E.’den kalan taşınmazlarını sattığını ve elde edilen para ile 830 ada 35 parsel sayılı taşınmazdaki daireyi davalı kızı D. adına satın aldığını, murisin satın aldığı bu dairenin intifa hakkını da kendi adına tapuya şerh ettirdiğini ileri sürerek, tapu kaydının saklı payları oranında iptali ile adlarına tescilini olmazsa saklı paylarını aşan kısmın tenkisini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece, “miras bırakanın paylaştırma kastının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması ve taleple bağlı kalınması gerekçeleriyle iki kez bozulmuş; mahkemece, bozma kararlarına uyulmak suretiyle tamamlanan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ‘ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis talebine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; mahkemece, Dairenin bozma kararı doğrultusunda mirasbırakanın bizzat temlik ettiği 1/2 pay yönünden istekle bağlı kalınarak davacıların saklı payları oranında iptal ve tescile karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının temyiz itirazları yerinde değildir, reddine,
Davacının temyiz itirazlarına gelince; taşınmazın kalan 1/2 payının mirasbırakan tarafından 3. kişiden satın alınarak bedelinin onun tarafından ödendiği, buna karşın davalı adına tescil edildiği iddiasıyla tenkis isteğinde de bulunulmuş, mahkemece bu istek karşılanmamıştır.
Bilindiği gibi, muvazaaya konu 1/2 payın terekeye iadesiyle tereke mevcudu da değişecek olup tenkis hesabında bu hususun da gözetilmesi gerektiği açıktır.
Tenkis(indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmalarının(tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu(inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul, miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilebilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma(temlik) dışı terekenin tümünün bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın
ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de terekenin pasifidir. Belirtilen borçların aktiften indirilmesiyle net tereke oluşur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılıp parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. Miras bırakanın Medeni Kanunun 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif(nesnel) ve subjektif(öznel) unsurlar dikkate alınarak saptanmalıdır. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda(ölüme bağlı tasarruflar veya T. Medeni Kanunu’nun 565. maddesinin 1,2 ve 3. bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde, özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken T. Medeni Kanunu’nun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirascılardan ise aynı Kanun’un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa, davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde, tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse, bu kısımlar bağımsız bölüm halinde taraflar adına tescil edilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmayacağından, davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmalı ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak NAKTİN ödetilmesine karar verilmelidir.
Hal böyle olunca, yukarıdaki esaslar doğrultusunda araştırma ve değerlendirme yapılması, gizli bağışa konu 1/2 pay yönünden hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, tenkis konusunda olumlu veya olumsuz hiçbir karar verilmemesi doğru değildir.
Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.