YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7283
KARAR NO : 2012/11914
KARAR TARİHİ : 30.10.2012
MAHKEMESİ : SAKARYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/02/2012
NUMARASI : 2008/287-2012/28
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın, 1107, 1159, 34, 42 ve 1797 parsellerden yönünden kabul diğer taşınmazlar yönünden reddine ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı taktirde tenkis istemine ilişkindir.
Mahkemece, 1107, 1159, 34, 42 ve 1797 parsellerden yönünden kabul diğer taşınmazlar yönünden red kararı verilmiştir.
Dosya içeriği ve delillerden ve özellikle miras bırakanın satma ihtiyacının,davalının da alım gücünün bulunmadığı,satış sırasında gösterilen değer ile gerçek değerler arasında açık fark bulunduğu,murisin davalıyla kaldığı,buna bağlı olarak aslında bağış olmasına rağmen 1159, 34 ve 1107 parseller açısından davacının payı oranında iptal ve tescile karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Davalının bu parsellere ilişkin talepleri yerinde değildir.Reddiyle 1159, 34 ve 1107 parseller açısından hükmün onanmasına;
Öte yandan,3. kişiden satın alınarak davalı adına kayıt oluşturulduğu anlaşılan 751, 752 ve 983 parseller açısından muvazaa iddiasının reddedilmesi doğrudur.Ne varki, bu parseller için tenkis isteğinde de bulunulmuştur.
Diğer taraftan, 1635 parsel sayılı taşınmaz miras bırakan tarafından 25.06.1982 tarihinde davalıya satılmış, tevhit ve ifraz işlemleri sonucu 1797 parsel numarasını almış, 13.10.2003 tarihinde davalı tarafından miras bırakana satılan bu taşınmaz aynı tarihte muris tarafından davalıya bağışlanmıştır. Bu durumda dava konusu edilen son işlem bağışlama olduğuna göre muvazaa nedeniyle iptal kararı verilmesi doğru değildir, bu işlem de tenkise tabidir.Yine,42 parselde davalıya muvazaalı olarak temlik edilen pay ¼ olmasına karşın,istek aşılarak ½ payın iptale esas alınması da isabetsiztir.
Bilindiği üzere; Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul;miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür.Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (Türk Medeni Kanunu madde 565) Miras bırakanın Türk Medeni Kanununun 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (Türk Medeni Kanunu madde 564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca sür’atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak NAKTİN ödetilmesine karar verilmelidir.
Hal böyle olunca,yukarıda belirlenen olgular ve açıklanan ilkeler doğrultusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Tarafların belirtilen yönlere değinilen temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.