YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/418
KARAR NO : 2012/3042
KARAR TARİHİ : 19.03.2012
MAHKEMESİ : ÜRGÜP ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/04/2011
NUMARASI : 2011/15-2011/155
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu .. ada . ve
.. parsel sayılı taşınmazların altındaki depolarının davalı tarafından haklı bir neden olmaksızın kullanıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çekişmeli depoların imar öncesi paydaşı olduğu kadastral parsel kapsamında kaldığını, yapılan paylaşıma göre kullanıldığını bildirip davanın reddini savunmuş, birleştirilerek görülen dava ile de çekişmeli depoların mülkiyetinin tespiti isteğinde bulunmuştur.
Davacının .. ada . parsele yönelik davasının reddine, .. ada . parsel yönünden men’i müdahale isteminin kabulüne, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne; davacı İsmail Sertkaya’nın açmış olduğu mülkiyetin tespiti talepli birleşen davanın ise reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, araştırma noksanlığından ötürü bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleştirilerek görülen dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne; birleştirilen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, asıl dava konusu taşınmazlardan .. ada 3 sayılı parsel ile birleştirilen dava bakımından yazılı biçimde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalının öteki temyiz itirazları yerinde değildir, reddine,
Ancak, taraflar ve dava dışı M..adına tapuda paylı mülkiyet üzere kayıtlı olan asıl dava konusu taşınmazlardan 2 sayılı parsel bakımından hükme yeterli bir soruşturma yapıldığı söylenemez.
Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa, açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyo-ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere yönelen aşırı akım ve nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle oluşan hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler kurulduğu bir gerçektir. M.K.’nun 706, B.K.’nun 213, T.K.’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz ise de, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şüyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması “ahde vefa” kuralının yanında M.K.’nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde pekçok kimse zarar görecek, toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki el atmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planı olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı, harici veya fiili taksim yoksa, uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi M.K.’nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Hal böyle olunca, 2 sayılı parsel bakımından yukarıdaki ilkeler çerçevesinde soruşturma yapılması, tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının, fiili kullanma biçimi var ise davacının kullanımına bırakılan bölüme davalının el atıp atmadığının, fiili kullanma biçimi oluşmamış ise davacının çekişmesiz kullandığı bir yer bulunup bulunmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi; davacı tarafından istenilen ecrimisil kısmen kabul edildiği halde, reddedilen bölüm üzerinden davalı yararına avukatlık ücreti tayin edilmemesi ve yargılama giderlerinin de kabul ve red oranına göre paylaştırılmaması da isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.