YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1247
KARAR NO : 2012/3406
KARAR TARİHİ : 26.03.2012
MAHKEMESİ: KUMLUCA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/03/2011
NUMARASI : 2007/530-2011/110
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu ..ada, .. parsel sayılı taşınmazda kayıt maliki olduğunu, komşu ..parsel maliki olan davalının kadastral yola geçiş yapabilmek için taşınmazının bir bölümüne haklı ve geçerli bir neden olmaksızın yol açmak suretiyle müdahale ettiğini, yol açma çalışmaları sırasında taşınmazlar arasında oluşturduğu 6-7 metreye varan kot farkının toprak kaymasına neden olduğunu, toprağın kaymasının önlenmesi için istinat duvarı yapılmadığını, hafriyat yoluyla aldığı toprağı kendi taşınmazının tesviye ve dolgusunda kullandığını, taşınmazının doğal yapısını bozduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesi, yıkım, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla eski hale getirme ve toprağın kaymasının önlenmesi için alınması gerekli önlemler için şimdilik 6.000,00 TL. tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiş, aşamalarda ise taleplerinin elatmanın önlenmesi,yıkım, taşınmazından alınan toprak ve tesviye bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tazmini, yapılması gereken istinat duvarının maliyetinin davalı tarafından karşılanmasına yönelik olduğunu bildirmiştir.
Davalı, dava konusu yoldan komşu ..parsel malikinin de yararlandığını, taşınmazlar arasında kot farkı yaratılmadığını, zemin seviyesi korunarak yabani bitki örtüsünün temizlendiğini, .. parsel malikinin açtığı geçit hakkı davasından sonra eldeki davanın açıldığını, sadece kendisine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; çekişme konusu ..ve ..parseller arasına, davalı tarafından kazı çalışması yapılan ortak sınıra 30 m. uzunluğunda , 4 m. yüksekliğinde ve 20 cm genişliğinde beton istinat duvarı inşaa edilmesine, masrafın davalı tarafından karşılanmasına, muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım, eski hale getirme ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde; dava konusu ..ada, .. parsel sayılı taşınmazın kayden maliki olduğunu, komşu .. parsel sayılı taşınmaz maliki olan davalının, kadastral yola geçiş yapabilmek için muvafakati olmaksızın taşınmazından yol açtığını, kazı çalışmaları sırasında taşınmazın doğal yapısını bozduğunu, taşınmazlar arasında 6-7 metrelik kot farkı yarattığını, kot farkı nedeniyle oluşan toprak kaymasının önlenmesi için istinat duvarı yapılmadığını, kazı sonucu elde ettiği toprağı kendi taşınmazının tesviye ve dolgusunda kullandığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, çekişme konusu .. ve ..parsel sayılı taşınmazlar arasındaki ortak sınıra 30 m. uzunluğunda, 4 m. yüksekliğinde ve 20 cm. genişliğinde beton istinat duvarı inşaa edilmesi suretiyle muarazaanın giderilmesine karar verilmiştir.
Ne varki, dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi bakımından değer belirtilmediği, eski hale getirme bedeli üzerinden harcın alındığı, çekişme konusu taşınmaz yönünden değer saptanıp harç tamamlanmadığı gibi hükümde de keşfen belirlenen eski hale getirme bedeli üzerinden karar ve ilam harcının alındığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, HUMK’nun 413 ve 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 16.maddesi uyarınca dava değerinin elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil veya tazminatın toplamından, elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değeri elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (04.03.1953 tarih 10/2 Sayılı İ.B.K.) ibaret olacağı ve belirlenen bu değer üzerinden Harçlar Kanunu’nun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır.
Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 Sayılı Kanunun 32.maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış 30.madde hükmünde de ” … muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. HUMK.’ nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Hal böyle olunca, elatıldığı iddia edilen taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bu değer üzerinden de , yukarıda değinilen ilkeler ve düzenlemeler gözetilmek suretiyle, harç ikmali yaptırılması, ondan sonra işin esasına girilmesi, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Kabule göre de;davacı elatmanın önlenmesini de istediği halde bu istek bakımından olumlu ve olumsuz bir karar verilmemesinin yanında taşınmazlar arasındaki kot farkının davalının eylemi nedeniyle mi oluştuğu, taşınmazın eski hale getirilmesi halinde artık istinad duvarı yapmaya gerek olup olmadığının irdelenmemesi, dava dışı .. parsel maliki tarafından geçit hakkı istemi ile açılan davanın eldeki davaya konu yeri kapsayıp kapsamadığının gözetilmemesi, eksik tahkikatle yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir.
Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.