YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4335
KARAR NO : 2012/7094
KARAR TARİHİ : 12.06.2012
MAHKEMESİ : GÜMÜŞHANE SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/01/2012
NUMARASI : 2011/58-2012/41
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi, kal, tazminat ve mecra hakkı tesisi davasının yapılan yargılamasında mahkemece davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise kabulüne dair verilen kararın davacı S.S. tarafından süresinde temyizi üzerine dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım, karşı dava tazminat ve mecra hakkı tesis edilmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davacı S.S.’ın davasının kısmen kabulüne, karşı davanın kabulüne, A. D.’in 9 ada 246 sayılı taşınmazın fen bilirkişiler H. B. ve O.H. tarafından ortak düzenlenen 11.1.2011 havale tarihli rapor ekindeki krokide kırmızı renk ile boyalı olarak işaretlenen duvar yapılan bölümü ile A ile gösterilip sarı renk ile boyalı olarak işaretlenen meyve ağaçları dikilen kesimine yönelik el atmasının önlenmesine, inşa edilen duvarın yıkımına, yıkılmadığı taktirde 200.-TL yıkım giderinin A.D.’den alınarak davacıya verilmesine, A ile işaretlenen kesime A. D.tarafından iyiniyetle dikilen meyve ağaçlarının bedeli olan 122,15.-TL’nin davacı S.S.’dan alınarak davalı ve karşı davacı A.D.’e verilmesine, 9 ada 246 sayılı taşınmaz üzerinde bulunan kanalizasyon borularının geçtiği alanın (fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 11.1.1.2011 havale tarihli rapor ekindeki krokide lacivert renk ile işaretlenen kesimin ) değeri olan 430,97.-TL’nin davalı ve karşı davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmesi halinde bu alanda 9 ada 587 sayılı parsel yararına mecra hakkı tesisine karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve mevcut dosya kapsamından; asıl davacı S.S.’ın 9 ada 246 sayılı taşınmazın, karşı davacı A. D.’in ise 9 ada 587 sayılı taşınmazın kayden maliki oldukları, 9 ada 246 sayılı taşınmazın öncesinin boş arsa iken karşı davacı tarafından kullanıldığı, ancak 20.1.1988 tarihinde yapılan genel arazi kadastro çalışmaları sırasında 3290 sayılı Kanunla değişik 2981 sayılı Kanunun 10/2. maddesi uyarınca Gümüşhane Belediyesi Tüzel Kişiliği adına tespit edildiği, tespitin itiraz edilmeksizin 18.11.1988 tarihinde kesinleştiği, 10.9.2008 tarihinde asıl davacı S. S.’a arsa niteliği ile satıldığı, karşı davacı Ayhan Demirel tarafından 9 ada 246 sayılı taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle açtığı tapu iptali ve tescil davasının Gümüşhane Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.1.2011 gün 2010/140-2011/49 sayılı kararıyla hak düşürücü süre yönünden reddedildiği, temyiz üzerine Yargıtay 8.Hukuk Dairesince onanarak 14.11.2011tarihinde kesinleştiği, A. D.’in 9 ada 246 sayılı taşınmazın Gümüşhane Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.1.2011 gün 2010/140-2011/49 sayılı dosyasında hükme dayanak yapılan fen bilirkişiler H. B.ve O. H. tarafından ortak düzenlenen 11.1.2011 havale tarihli rapor ekindeki krokide kırmızı renk ile boyalı olarak işaretlenen kesimine duvar inşa ettiği, A ile gösterilip sarı renk ile boyalı olarak işaretlenen bölümüne en büyüğü 7-8 yaşlarında ardıç ve meyve ağaçları diktiği, lacivert renk ile işaretlenen kesimine ise kanalizasyon boruları döşediği anlaşılmaktadır. Çekişmeli 9 ada 246 sayılı taşınmaz arsa niteliği ile asıl davacı Saime Saraç’a satıldığına ve taşınmaz üzerindeki ağaçların en büyüğü 7-8 yaşlarında olduğuna göre A ile işaretlenen kesim üzerindeki ağaçların bedelinin asıl davacı tarafından davalıya ödenmesine karar verilmesi doğru olmadığı gibi mecra hakkı tesisine ilişkin yeterince inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca ” her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda,irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan” fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek taşınmaz üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır.Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekirki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olayda mecra hakkı tanınması ile ilgili yeterli inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.Hal böyle olunca, mecra hakkı tesisine yönelik yukardaki ilkeler uyarınca inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi, karşı davacının bilirkişi krokisinde A ile işaretlenen kesim üzerindeki ağaçlara yönelik tazminat isteğinin reddedilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davacı S.S.’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.