YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/701
KARAR NO : 2012/3648
KARAR TARİHİ : 29.03.2012
MAHKEMESİ : SAMSUN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/06/2011
NUMARASI : 2008/338-2011/243
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları kardeşleri A..’nin .. ve .. parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını davalıya bağış suretiyle temlik ettiğini, temlik tarihinde miras bırakanın hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığını, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürerek, tapu iptal, tescil olmadığı takdirde tenkis isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında ölümüyle davaya mirasçıları dahil edilmiştir.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; öncelikle ehliyetsizlik iddiasının irdelenmesi, ondan sonra elde edilecek verilere ve olgulara göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tenkis isteklerine ilişkin olup, mahkemece miras bırakan A..’nin Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’ndan alınan rapor ile temlik tarihinde hukuki işlem ehliyetine haiz olduğu ve temliklerin bağış şeklinde gerçekleştirildiği gözetilerek ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteklerinin reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine,
Ne varki davada, tenkis isteğinde de bulunulmuştur. Çekişme konusu pay temliklerinin 16.06.2006 tarihinde gerçekleştirildiği, miras bırakanın 29.08.2006 tarihinde öldüğü, ölüm tarihi nazara alındığında davacıların saklı paylı mirasçı konumunda olup, temliklerin miras bırakanın ölümünden önceki 1 yıl içinde gerçekleştirildiği sabittir.
Mahkemece, miras bırakanın saklı payı ihlal kastı bulunmadığı gerekçesiyle tenkis isteği de reddedilmiş ise de, TMK’nun 565/3. maddesinde “Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar” yönünden, tenkise tabi olacağı öngörülmüştür. Anılan bu hüküm uyarınca bağış biçimindeki dava konusu temliklerin tenkise tabi olduğu açıktır. Ancak mahkemece tenkis isteği yönünden hükme elverişli inceleme ve araştırma yapıldığını söylemek mümkün değildir.
Bilindiği üzere, Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul;miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür.Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık geçim giderleri, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (MK.565) Miras bırakanın Medeni Kanunun 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belilenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565. maddesinin 1,2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirascılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca sür’atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak NAKTİN ödetilmesine karar verilmelidir.
Hal böyle olunca, tenkis isteği yönünden yukarıda açıklanan ilkeleri kapsar biçimde araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Davacıların temyiz itirazının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.