Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/12551 E. 2012/3944 K. 04.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12551
KARAR NO : 2012/3944
KARAR TARİHİ : 04.04.2012

MAHKEMESİ : ADIYAMAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/05/2011
NUMARASI : 2005/4-2011/326
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, çekişmeli .parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitindeki dayanak tapu kaydının gayri sabit hudutlu olduğunu ileri sürerek, kayıt miktar fazlasının iptaliyle adına tescilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dayanak tapu kaydının sınırlarının değişmediği ve taşınmazı kapsadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, Hazine tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, kayıt miktar fazlasının iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Getirtilen kayıt ve belgelerden, davaya konu ..parsel sayılı taşınmazın 1972 yılında yapılan kadastro tespitinde Ocak 1964 tarih 52 no’lu ve Eylül 1966 tarih 35 no’lu tapu kayıtlarına dayalı olarak 955375 m2. susuz tarla miktar ve vasfıyla davalılar adına tespit edildiği, üçüncü kişilerin açtığı tespite itiraz davasının feragatle sonuçlanıp 09.06.1981’de kesinleştiği ve taşınmazın tespit gibi tapuya tescil edildiği; anılan dayanak tapu kayıtlarının ..sayılı parselle birlikte toplam miktarları 36375 m² olan 112, 113, 114 ve 115 sayılı parsellere de revizyon gördüğü anlaşılmaktadır.
Bunun yanında, 35 sayılı parselin kadastrodaki dayanak tapu kayıtlarının, davalıların murisleri tarafından zilyetliğe dayanılmak suretiyle A. As.H.M.sinde hasımsız olarak açılan 1949/168-214 es., kar. sayılı davası sonucunda hükmen tesis edilen 20 hektar(200000 m²). miktarlı 20 Eylül 1949 tarih 21 no’lu kök tapudan ifrazen gelen (yarı yarıya) pay tapuları oldukları da sabittir.
Öte yandan, 35 sayılı parsel yargılama sırasında DSİ tarafından kısmen kamulaştırma nedeniyle ifraz edilerek ….ve .parsellere ayrılmış, . ve .sayılı parseller kamulaştırma kapsamında, 487 parsel ise kamulaştırma sahası dışında kalmıştır.
Davacı Hazine, çekişmeli . sayılı parselin kadastro tespitindeki dayanak tapu kayıtlarının gayri sabit hudutlu olduğunu ileri sürerek, kayıt miktar fazlasının iptaliyle adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, çekişmeli .parsel sayılı taşınmazın kısmen dayanak tapu kayıtları, kısmen de yine davalılar adına tespit edilen komşu . ve .sayılı parsellere uygulanan 20 Eylül 1949 tarih 20 no’lu tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına TMK.’nun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddeleri uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa, öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa, dayandığı belgelerin incelenip doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı tüm belgeler toplandıktan ve dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi, gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı ve doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir.
Öte yandan, sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle kayda miktarı ile kapsam tayin edilmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Somut olayda, 20 Eylül 1949 tarih 21 no’lu kök tapu kaydının “Hozrin yolu” okuyan batı sınırının, bilirkişi krokisinde “Tirintilden Hozrine giden yol” şeklinde yeşil çizgi ile gösterilen yer olduğu saptanmış olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki, tapu kaydının öteki sınırlarının, keşifte yapılan uygulama ile edinilen bilgi ve bulgular karşısında sabit sınır niteliği taşıdıklarını ve tam olarak kapandıklarını söyleyebilme olanağı yoktur.
Diğer taraftan, çekişmeli .parsel sayılı taşınmazın krokide yeşil çizgi ile gösterilen “Hozrin yolu” sınırı ile . ve . sayılı parseller arasında kalan kısmını kapsadığı mahkemece benimsenen ve davalılarca da temyiz konusu yapılmayarak kabul edilen 20 Eylül 1949 tarih 20 no’lu tapu kaydının kadastro tespitinde sadece davalılara ait .ve 34 sayılı parsellere revizyon görmüş olması ve bu tespitin de davalılarca itiraz edilmeksizin kesinleşmiş bulunması karşısında, anılan 20 Eylül 1949 tarih 20 no’lu tapu kaydının davalılara .ve.sayılı parseller dışında bir kazanım sağlaması da mümkün değildir.
Hal böyle olunca, 20 Eylül 1949 tarih 21 no’lu kök tapu kaydına, “Hozrin yolu” okuyan ve bilirkişi krokisinde “Tirintilden Hozrine giden yol” şeklinde yeşil çizgi ile gösterilen batı sınırı sabit sınır kabul edilmek suretiyle miktarı kadar kapsam tayin edilmesi, miktar fazlalığı yönünden ise zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle davanı reddedilmesi isabetsizdir.
Hazinenin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.