YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9251
KARAR NO : 2007/11380
KARAR TARİHİ : 16.07.2007
MAHKEMESİ :Ödemiş 2. Asliye Hukuk ( Aile ) Mahkemesi
TARİHİ :30.12.2005
NUMARASI :155 – 479
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm boşanma , tazminatlar, faiz ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı (koca)’nın boşanmaya ve manevi tazminata ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı-davacı (kadın); karşı dava dilekçesinde; boşanma talebiyle birlilkte, evlendiği tarihten beri sürekli tarla tarım işlerinde, patates depolarında çalıştığını, elde ettiği kazancını ve kendisine intikal eden miras payının satışından gelen (1.000.000.000 TL.)’yı da kocasına verdiğini, bu suretle, evlilik birliği içinde edinilen davacı-karşı davalıya ait ev, araba, tarla ve Ödemiş’teki taşınmazın edinilmesine katkı sağladığını da ileri sürerek, bu katkılarına karşılık 15.000.000.000 TL. maddi tazminat istemiş; mahkemece istek hüküm altına alınmıştır.
Tarafların 30.1.1980’de evlendikleri, boşanma davasının 11.9.2001 ‘de, karşı boşanma davasının da 3.10.2001 tarihinde açıldığı; karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmaları yönünde oluşan hükmün 2.3.2004 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Toplanan delillerle; davacı-karşı davalı (koca)’nın; evlilikleri süresince Bozdağ belediyesinde şoför olarak; davalı-karşı davacı (kadın)’ın da evlilik birliği içinde, ev dışında ziraat işinde günlük yevmiyeli olarak çalıştığı, bazı bayramlarda da; kurbanlık koyun besleyerek sattığı, bu çalışmalarından elde ettiği kazancını ve kendisine intikal eden miras payının satışından gelen (1.000.000.000 TL.)’yi kocasına verdiği, anlaşılmaktadır. Koca adına kayıtlı olan B kasabasındaki (2305) parselde kayıtlı evin 17.3.1988 tarihinde, aynı yerdeki “tarla” vasıflı (15) parselde kayıtlı taşınmazın 13.4.2001 tarihinde satın alındığı, davacı kocanın Ödemiş’te bulunan 28.2.1995 tarihinde edinmiş olduğu (334) parselde kayıtlı taşınmazdaki 144/1392 arsa paylı (9) nolu meskenini, 19.7.1999 tarihinde üçüncü kişiye sattığı, koca adına kayıtlı herhangi bir araç kaydının ise bulunmadığı tespit edilmiştir. 8.9.2005 tarihli hükme esas alınan bilirkişi raporunda; “ ..davalı -davacı
kadının, davacıya ait taşınmazların edinilmesine katkısının %35 oranında olabileceği kanaatine varıldığından..” söz edilerek, taşınmazların dava tarihi itibarıyla değerleri tespit edilip, belirlenen oranla çarpımı sonucu, katkıdan dolayı davalı-karşı davacının 20.016.24 YTL. alacağı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında, bu tarihe kadar tabi oldukları mal rejimi devam eder.(4722 s. Yürürlük K. md.10/1) Şu halde eşler arasında, boşanma davası açıldığı tarihe kadar geçerli olan mal rejimi 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi gereğince, mal ayrılığıdır. (TKM. md. 170/1) Kocanın evlilik birliği içinde edindiği taşınmazların edinilmesine, kadının; kendilerine daha iyi bir gelecek hazırlamak amacıyla ev dışında çalışarak elde ettiği kazancını ve miras payının satışından gelen parayı kocasına vererek katkı sağladığı gerçekleşmiştir. Kadın, katkısını eşine bağışlamış değildir. Koca, aldığı katkıyı, para olarak iade edeceği düşüncesi içine de girmemiştir. İlişkinin temelinde, kadının taşınmazlardan katkısı oranında yararlanacağı esası mevcuttur.Evlilik devam ettikçe yararlanma da devam edecektir. Kadının, açıklanan şekildeki katkısının Türk Kanunu Medenisi’nin 190. maddesi çerçevesinde olduğu da ileri sürülüp ispatlanmamıştır. O halde, kocanın iade borcu, iade anındaki duruma göre belirlenecektir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; tarafların kazançlarını belirlemek, taşınmazların iktisap edildiği tarihteki değerlerini tespit etmek, kocanın, Türk Kanunu Medenisinin 152. maddesinden kaynaklanan iaşe yükümlülüğünü de gözeterek kazancından tasarruf edebileceği miktarı saptamak ve kadının katkı oranını tespit etmek, taşınmazların dava tarihindeki değerlerini bulmak ve talebi de dikkate alınarak katkı oranında tahsile karar vermekten ibarettir. Bu yönler gözetilmeden, bilirkişinin, somut verilere dayanmayan hukuki dayanaktan yoksun raporuna dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Hükmün, yukarda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre, davalı-karşı davacı (kadın)’ın temyiz itirazlarının ve davacı-karşı davalı kocanın vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davacı-karşı davalı (koca)’nın hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yukarda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA; temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 16.7.2007 pzt.
KARŞI OY YAZISI
1-Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına göre davalı-karşı davacı (kadın)’ın tüm, davacı-karşı davalı kocanın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. Reddine,
2-Davalı-karşı davacı kadının maddi tazminat talebi boşanmanın fer’i niteliğinde olmayıp, katkı alacağına ilişkindir. Katkı alacağı yönünden, davalı-karşı davacı kadın, 6.5.2005 tarihinde açtığı faiz davası ile faiz talebinde bulunduğuna göre, faizin temerrüt tarihi olan 6.5.2005 tarihinden başlatılması gerekirken boşanma kararının kesinleştiği 2.3.2004’den
itibaren faize hükmedilmesi doğru olmadığından hükmün sadece faiz başlangıcı yönünden bozulması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.