YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17515
KARAR NO : 2009/4022
KARAR TARİHİ : 09.03.2009
MAHKEMESİ : Muş Asliye Hukuk (Aile) MahkemesiTARİHİ : 18.07.2008 NUMARASI : Esas no: 2008/19 Karar no: 2008/386Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davalı tarafından kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.Küçük, 02.06.2004 doğumlu olup, evlilik dışı ilişkiden doğmuş, annesinin baba hanesine Türk Medeni Kanununun 321’nci maddesi uyarınca tescil edilmiştir. Davacı ile çocuk arasında soybağı kurulmamıştır. Ancak, davacı; çocuğun velayetini istediğine ve 22.05.2008 tarihli oturumda da bizzat beyanda bulunarak, bu talebini yinelediğine göre, bu istek tanıma beyanını da içermektedir. O halde, davacının tanımaya ilişkin beyanı (TMK. 295/1) uyarınca mahkemece; keyfiyetin çocuğun ve davacının kayıtlı bulunduğu nüfus müdürlüklerine bildirmek, bu işlem yapıldıktan sonra, delilleri değerlendirerek kişisel ilişki tesis etmekten ibarettir. Açıklanan yönde işlem yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA,temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere bozmada oybirliğiyle gerekçesinde oyçokluğuyla karar verildi. 09.03.2009 (Pzt.) -KARŞI OY YAZISI-Türk Medeni Kanununun 295. maddesinde, evlilik dışı doğan çocuğu tanıma yetkisi bizzat babaya verilmiştir. Geçerli bir tanımanın varlığı için, babadan sadır olmuş bir tanımanın vaki olması gerekir. Bu hak, şahsa bağlı bir hak olup, tanıyan tarafından bizzat kullanıldığında sonuç doğurur. (TMK. m.295) Bu hakkın kullanılmasında kanuni ve akdi temsil mümkün değildir. Tanıyan adına yasal temsilcisinin veya vekilinin beyanı hüküm ifade etmez. Bu bakımdan, davacı adına vekili tarafından açılan ve çocuğun velayetinin davacıya verilmesi isteğini ihtiva eden dava dilekçesinin “tanıma beyanını da ihtiva ettiği” kabul edilemez. Davacı asilin 22.05.2008 tarihli oturumda tutanağa geçen sözlü beyanı da, tanımaya ilişkin irade açıklaması niteliğinde değildir. Tanıma beyanının mahkemeye yazılı başvuru ile yapılmasını zorunlu tutan yasal düzenleme (TMK.m.295/1) karşısında geçerli bir tanıma beyanı olarak kabul edilemez. Çocukla davacı arasında, hukukun geçerlilik tanıdığı şekilde soybağı kurulmadan soy bağının hükümlerinden olan kişisel ilişki tesisine de karar verilemez. Bu sebeple değerli çoğunluğun bozma düşüncesine sonuç olarak katılmakla birlikte bozmanın gerekçesine katılmıyorum.