Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2008/8424 E. 2009/4219 K. 09.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8424
KARAR NO : 2009/4219
KARAR TARİHİ : 09.03.2009

MAHKEMESİ :Sivas Aile MahkemesiTARİHİ :24.03.2008 NUMARASI :Esas no:2008/141 Karar no:2008/212Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.Küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetleri ancak Bakanlar Kurulunca yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılır ( TMK. md.320/1) ise de, hüküm tarihine kadar aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin hususları düzenleyen bir tüzük çıkarılmadığından ( TMK. md. 320/2) 2828 sayılı Kanunun 1, 4, 9 ve 21. maddeleri ile 5395 sayılı Kanunun 7/1. maddesi hükmüne göre düzenleme yapılıncaya kadar Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlı il veya ilçe müdürlüğünün bu konuda yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Davacı kurum, ana ve babası tarafından terk edilen ve bakılmayan 10.07.2005 doğumlu küçük Mikail hakkında küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ana ve babanın, evlat edinmede rızasının aranmamasına karar verilmesini istemiştir. Evlat edinmede ana ve babanın rızanın aranmaması kararı (TMK. m.311, 312.) çocuğun haklarına yönelik olduğu gibi, getirdiği yükümlülükler ve doğuracağı sonuçlar bakımından da önemlidir. Açıklanan sebeple, çocuğun yasal temsilcisi olan ana ve babasına davanın yöneltilmesi, gösterdikleri takdirde delillerinin toplanması ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 09.03.2009 pzt. KARŞI OY YAZISIDavacı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun, küçüklerin evlat edinilmesinde aracılık faaliyetini yürütmek görevi bulunmamaktadır. 2828 sayılı Yasanın, kurumun görevlerine ilişkin 9. maddesinde ve diğer hükümlerinde kuruma böyle bir görev verilmemiştir. 15.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda da buna ilişkin bir hüküm yoktur. Sözü edilen bu kanunda, kurumun, çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı isteyebileceği belirtilmiş (5395 s. ÇKK. M.7), koruyucu ve destekleyici tedbirler kapsamında “küçüklerin evlat edinilmesinde aracılık faaliyetini yürütmek” gösterilmemiştir. Türk Medeni Kanununun 320. maddesinde “küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetlerinin, ancak Bakanlar Kurulunca yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılacağı, aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin hususların tüzükle düzenleneceği” hükme bağlanmış ise de, bu hükme dayanılarak hazırlanmış herhangi bir tüzük bu güne değin yürürlüğe konulmadığı gibi, kuruma, bu konuda Bakanlar Kurulunca bir yetki de verilmemiştir. Hiç kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. (Anayasa m.6/son) O halde, davacı kurumun, görevli olmadığı bir konuda, evlat edinmede küçüğün ana ve babasının rızasının aranmamasına ilişkin karar istemesi yasal dayanaktan yoksundur. Türk Medeni Kanununun 312. maddesinde yer alan “..evlat edinmede aracılık yapan kurumun istemi..” ifadesi, kuruma böyle bir görev ve yetki verildiği takdirde hüküm ifade eder. Kuruma, böyle bir yetki verilmedikçe, yasanın 312. maddesine dayanarak kurum, rızanın aranmaması kararı isteyemez. Öyleyse, davacı kurumun talebinin yukarda açıklanan sebeple reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hüküm bu sebeple bozulmalıdır. Değerli çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum.