Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2008/2160 E. 2009/4349 K. 11.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2160
KARAR NO : 2009/4349
KARAR TARİHİ : 11.03.2009

MAHKEMESİ :Kadirli 2.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :9.10.2007NUMARASI :Esas no:2006/239 Karar no:2007/434Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kadının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.2-Davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası talebi yönünden gerekçeli kararda hüküm kurmamak suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 38l/2 maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlışta olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli karardaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.3-Boşanma davası içinde istenen ve Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi uyarınca hüküm altına alınan manevi tazminat, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle ödenir hale gelir. Faiz başlangıç tarihinin de bu tarih olması gerekmektedir. Bu yön nazara alınmadan davacı-davalı koca lehine takdir edilen manevi tazminata, dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru olmamıştır.4-Davalı-davacı kadın trafikte eşi adına kayıtlı 01 TB 949 plakalı aracın ve büyükbaş hayvanların alımına katkıda bulunduğu gerekçesiyle istediği maddi tazminat; değer artış payına (TMK.md.227) yöneliktir. Bu isteğin esası eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi durumunda incelenebilir. Dava koşulunun yargılama sırasında gerçekleşme ihtimali söz konusu olduğundan bu talep yönünden tefrik kararı verilip, boşanma davasını bekletici mesele yapıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3. ve 4. bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 11.03.2009 (Çrş.) KARŞI OY YAZISIKısa karar ile gerekçeli karar arasında * yoksulluk nafakası konusunda çelişki yaratılmıştır. Çekişme nedir?;Değerli çoğunluğun kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisine rağmen işin esasının diğer yönlerden incelenebileceğine yönelik düşüncesine katılmıyorum. Dairemin formüle edilmiş ilke kararına göre: “…Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 38l/2 maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlış da olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.” Dikkat edilecek olursa Dairemin formüle edilmiş ilke kararına göre tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık diğer yönler incelenmeden ve tek başına bozma sebebi olur. Kaldı ki kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bir bozma sebebi sayılır. (l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gerekçesi) l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara uygun olması görüşü konusunda oybirliği vardır. İçtihadı birleştirme kararına göre yerel mahkeme önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak suretiyle vicdani kanaatine göre karar verebilir. Öyle ki hâkim çelişkiyi gidererek davayı görev yönünden ya da hak düşürücü süreden de reddedebilir. “Kısa karar ile gerekçeli kararda hükmün herhangi bir bölümü ile ilgili olarak çelişki yaratılması sonucu bozulması, hüküm maddelerinin tümünü ortadan kaldırır. Yeniden verilecek kararda, tüm istekler hakkında yeniden ayrı ayrı karar verilmesini gerektirir. Açıklanan yasal nedenlerle yok hükmünde olan önceki kararın temyiz edilmeyen bölümlerinin kesinleştiğine ilişkin görüş anılan inançları birleştirme kararına aykırıdır.” (Y2HD, 28.4.1999, 1986-4284) Çelişik kararın gerek tamamının gerekse bir bölümünün temyiz incelenmesine konu yapılması bu sebeple olanaksızdır. O halde mahkemece yapılacak iş, l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibaret olduğundan değerli çoğunluğun farklı görüşüne katılmıyorum.