Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2007/2209 E. 2008/23658 K. 13.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2209
KARAR NO : 2008/23658
KARAR TARİHİ : 13.12.2007

Mahkemesi : Bafra 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Tarih : 22.9.2006
No : 167-451
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 13.10.1998-28.2.2001, 25.8.2001-21.6.2002 ve 2.9.2002-31.12.2003 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının tesbitiyle işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davacının 13.10.1998-28.02.2001, 5.08.2001-21.06.2002 ve 02.09.2002- 31.12.2003 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tesbiti ile işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 13.10.1998-28.02.2001,25.08.2001-21.06.2002 ve 02.09.2002-31.12.2003 tarihleri arasında davalı işyerinde asgari ücretle SSK’lı olarak çalıştığının tesbitine ve işçilik alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Davacı 22.05.2007 tarihli dilekçesi ile kararın temyizinden sonra davadan feragat ettiğini belirtmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.02.2004 gün, E: 2004/21-54, K: 2004/54 sayılı kararında vurgulandığı üzere 506 sayılı yasanın 6.maddesi uyarınca sosyal güvenlik hakkından vazgeçilemeyeceği açıkça ortada olduğundan hizmet tesbitine ilişkin temyiz yönünden temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
Bu tür hizmet tesbitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icabettiği, Yargıtayın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olan bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının kurumca tesbit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmasının konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı gözönünde tutulmalıdır.
Yukarıda açıklanan hususlar, yeterli ve gerekli bir araştırmayla ve deliller hep birlikte değerlendirilerek aydınlığa kavuşturulduktan sonra o çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde durulmalı ve çalışmayı kapsama alan yasanın yürürlük tarihinden sonraki dönem için hizmetin tespitine karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden ; davacının 13.10.1998-28.02.2001, 25.08.2001-21.06.2002 ve 02.09.2002 – 31.12.2003 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının kabulüne karar verilmiş ise de,ifadelerine başvurulan bordro tanıklarının davacıdan sonraki dönemde işe girdikleri bu nedenle davacının işe giriş tarihini bilmelerinin mümkün olmadığı, ihtilaflı dönem olan 1998-2003 yıllarına ilişkin çalışmalar yönünden bu dönem bordrolarında adı geçen kişilerin tanık sıfatıyla dinlenmesi gerekirken işyerine 2000 yılında ve sonrasında işe giren kişilerin dinlenmesi sonucu yazılı şekilde karar verildiği görülmektedir.
Yapılacak iş; davacı ile birlikte ihtilaflı olan 1998-2003 döneminde çalışan, dönem bordrolarında adı geçen kişileri tanık sıfatıyla dinlemek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Sözkonusu fiili ve hukuki gerçekler ve özellikle 506 sayılı kanunun m.79/10,2-9 hükümleri dikkate alınmadan, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
2- Davacı 22.05.2007 tarihli dilekçesi ile kararın temyizinden sonra davadan feragat ettiğini bildirdiğinden işçilik alacakları yönünden, 11.04.1940 günlü ve 70 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince,hükümden sonra ortaya çıkan ve esas hükmün temyiz yoluyla incelenmesine engel olan bu durum karşısında mahkemenin feragat hakkında bir karar vermesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.