YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14324
KARAR NO : 2008/14163
KARAR TARİHİ : 27.10.2008
MAHKEMESİ :Karaman Aile MahkemesiTARİHİ :15.03.2007NUMARASI :Esas no: 2006/48 Karar no: 2007/142Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm nafakalar ve ziynetler yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.1-Eşini ailesinin baskısına maruz bırakan ve birlik görevlerini yerine getirmeyen davacı koca evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tam kusurludur. Türk Medeni Kanununun 166/3. madde koşulları da oluşmamıştır.*Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.#Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.*Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2) #Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma sebebi yapılmamış yanlışlığa işaret olunmakla yetinilmiştir. 2-Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince; a)Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı kocanın nafakalara yönelik temyiz itirazları yersizdir. b)Davalı kadın cevap dilekçesi ile ziynet eşyalarının iadesini olmadığında bedelinin tahsilini talep etmiştir. Karşı davası bulunmamaktadır. Mahkemece verilen süre içinde bu talebe yönelik nisbi harcın yatırılmış olması bu isteğin karşı dava olarak kabulü için yeterli değildir. Kadının ziynetlere yönelik talebi ile ilgili olarak usulünce açılmış bir karşı dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b bendinde gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan kısımların ise yukarıda 2/a bendinde açıklanan nedenlerle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 27.10.2008 Pzt.