YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9416
KARAR NO : –
KARAR TARİHİ : 14.12.2009
MAHKEMESİ :Körfez Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :17.02.2009 NUMARASI :Esas no:2008/517 Karar no:2009/95 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.Tebligat, tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. (Teb.Kan.md.10) Tebliği alacak kişi bu adreste bulunmamışsa tebliğ memuru bulunabileceği yerleri araştırır. Bulamazsa durumu, mahalle, köy muhtarlıklarına doğruluğunu onaylatmak suretiyle tespit eder.(Teb. Kan.md.28) Durum, tebliği çıkaran kuruluşa bildirilir. İlgili kuruluş, tebligatı alacak kişi memursa ve esnaf ise adreslerini mensup oldukları teşkilatlardan, avukatların adreslerini barodan, Adalet Bakanlığından, asker ise, askerlik şubesinden, Savunma Bakanlığından sorarak öğrenmeye çalışır.(Teb.Tüz.md.13) Tebligat Tüzüğünün 13. maddesine göre yapılan soruşturmaya rağmen ikametgahı oturduğu yer veya işyeri bulunamamış ise o halde kişinin adresinin meçhul olduğu kabul edilerek ( Teb. Tüz. md.46) ilanen tebligata karar verilebilir. Ancak belirtilen soruşturma biçimi sınırlayıcı değildir.Nitekim aynı maddenin ikinci fıkrasında bu durum açıklığa kavuşturulmuş, tebligatı çıkaran merciin lüzum görmesi halinde adres soruşturmasının özel kuruluşlardan, dairelerden de yapılması ilk cümlede vurgulanmıştır. Belirtilen özel ve resmi kuruluşların içinde adres tespitinin yapılabileceği Nüfus, Tapu İdaresi, Belediye, Sivil Savunma gibi kuruluşlarda vardır. Hiç adres araştırması yapılmadan ilanen tebliğ yoluna başvurulması doğru değildir.Belirtilen inceleme ve soruşturmayı kapsamayan, beyan ile yetinilerek adresin meçhul olduğunun kabul edilmesi ve bunun sonucu olarak tebligatın ilanen yapılması savunma hakkını kısıtlayan önemli bir usul hatasıdır.İlanen tebligat en son başvurulacak bir çaredir. O nedenle adres araştırmasının titizlikle ve kararlılıkla yapılması zorunluluğu açıktır.Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi uyarınca taraflar usulüne uygun olarak iddia ve savunma için mahkemeye çağrılmadıkça haklarında hüküm kurulamaz. Olayımızda davalıya usulüne uygun olarak duruşma günü tebliğ edilmediği, savunma hakkının kısıtlandığı anlaşıldığından, yokluğunda yapılan tahkikat sonunda oluşturulan hükmün bozulması gerekmiştir.SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 14.12.2009