Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1924 E. 2021/3042 K. 15.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/1924 E.  ,  2021/3042 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1924
Karar No : 2021/3042

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/02/2020 tarih ve E:2016/58384, K:2020/1690 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının ödenmesi gereken tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/02/2020 tarih ve E:2016/58384, K:2020/1690 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün desteklediği HSK adayı olduğuna ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan davacı tarafından, davalı idarece savunma dilekçesinin yasal cevap verme süresinden sonra verildiğinden bahisle davalı idarenin savunmasına itibar edilmemesi gerektiğinin ileri sürüldüğü, ancak davalı idarenin talebi üzerine Dairelerinin 14/03/2018 tarihli ara kararı ile verilen otuz (30) günlük ek süre içerisinde davalı idarece savunma dilekçesinin sunulduğu anlaşıldığından, davacının söz konusu iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Dairece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Anayasa’ya, mevcut mevzuata ve hakkaniyete aykırı nitelikte karar verildiği, ceza yargılamasının henüz kesinleşmediği, ilgisi olmadığı terör örgütünün adı ile anılmasından dahi kişilik hakları saldırıya uğradığından bahisle yargı yoluna başvurup haber yapan gazete aleyhine derhal ve gecikmeksizin dava ikame ettiği (… Asliye Hukuk Mahkemesi E:…, K:…, Yargıtay … Dairesi E:…, K:… sayılı ilamlar) dikkate alındığında, isnat olunan haksız, dayanaksız ve iftira niteliğindeki suçlamanın ne kadar uydurma, zorlama ve herhangi bir veriye dayanmayan bir itham olduğunun saptanabileceği, ceza dosyası kapsamına alınan Bylock raporunun hatalı olduğu, çelişkilerle dolu olduğu ve kesinlikle ek rapora ihtiyaç duyulduğunun tarafınca sunulan harici uzman bilirkişi raporu ile de sabit hale geldiği, adil yargılanma ve savunma hakkına riayet edilmediği, ByLock kullanıcısı değil, mağduru olduğu, yeniden rapor aldırılması için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği, ByLock verilerinin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği, soyut ifade ve iddialarla örgüt üyesi suçlamasının yapılamayacağı, meslekten ihraç edilmesine ilişkin işlemlerin tamamının Anayasa’ya açıkça aykırılık oluşturduğu kesin bulunduğundan dayanak KHK’ların Anayasa’ya aykırılığı nedeni ile resen Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, kölelik ve zorla çalıştırma yasağının, kamu hizmetine girme hakkı ve çalışanların özgürce edindikleri bir işle yaşamlarını sağlama haklarının, özel hayat ve kişiliği geliştirme hakkının, çalışma hakkının ihlal edildiği, AİHS’nin tamamının askıya alınamayacağı, olağanüstü halin gerekli kılmadığı konuların olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleriyle düzenlenmesinin olanaksız olduğu, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönlerinden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde, Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/02/2020 tarih ve E:2016/58384, K:2020/1690 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4. Kesin olarak, 15/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.