Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/2251 E. 2021/3063 K. 15.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/2251 E.  ,  2021/3063 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2251
Karar No : 2021/3063

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2020 tarih ve E:2017/5835, K:2020/5953 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara yönelik yeniden inceleme talebine 60 gün içinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2020 tarih ve E:2017/5835, K:2020/5953 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmemiş,
Dava konusu …tarih ve …sayılı kararın iptaline karar verilmesi istemi yönünden:
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay …. Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/477 sayılı esasına kaydedildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu temyiz incelemesinin devam ettiği, mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içinde yer aldığına, örgütün 2010 yılında HSK’da çoğunluğu ele geçirmesine müteakiben örgüt kontenjanından Danıştay üyeliğine seçildiğine ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen tanık beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Danıştay üyeliğine (örgüt kontenjanından) atanmasının, kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer taraftan, örgüt içi motivasyonu arttırmak amacıyla, 2012 yılında son derece hassas gizlilik kuralları uygulanarak gerçekleştirilen örgüt liderinin bir dönem kaldığı Çamlıca FEM Dersanesi ziyaretine davacının da katılmış olması hususunun, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Yine, davacının, HUKAB Derneğinin denetim kurulu yedek üyesi olması hususunun FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin HSK Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararına karşı Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu nezdinde yapılan yeniden inceleme istemine, HSK Genel Kurulunca 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptali istemi yönünden:
Davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin …tarih ve …sayılı kararın, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin HSK Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile reddedilmesi suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından, kesinleşmiş bu kararın iptali isteminin incelenmesi gerektiği,
Bu durumda, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin …tarih ve …sayılı karara ilişkin yeniden inceleme talebine davalı idarece 60 gün içerisinde cevap verilmemesi suretiyle oluştuğu öne sürülen zımni ret işlemine ilişkin iptal isteminin, kararda yer verilen gerekçe uyarınca ortada oluşmuş bir zımni ret işlemi bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden, incelenmeksizin reddi gerektiği gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararının iptali istemi yönünden davanın reddine, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin dayanağı olan 6749 sayılı Kanun’un (667 sayılı KHK) 3/1. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülmesinde bir engel bulunmadığı, kişiselleştirme içermeyen bir kararla meslekten çıkarılması, yeniden inceleme talebinden sonra verilen kararın da aynı mahiyette olması, davanın sonucunu temelden etkileyecek olan Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi görülmemesi, meslekten çıkarma işleminin hukuka aykırılığına ilişkin öne sürdüğü hususların kararda tartışılmamasının gerekçe yükümlülüğünü karşılamaktan uzak olduğundan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, Anayasa’nın 129/2 ve 2802 sayılı Kanun’un 71. maddesindeki güvencelere aykırı olacak şekilde, mesleğinden çıkarılma gerekçesinin ne olduğunu bilmeksizin, kendisine yönelik isnadın nedeninden ve niteliğinden haberdar edilmeksizin, bu hususta kendisine somut olay ve olgulara dayanan bir delil gösterilmeksizin ve gerekçe tebliğ edilmeksizin, savunma imkânı verilmeksizin mesleğinden ihraç edildiği, yargılama aşamasında hakkındaki tespitler bildirilerek bu tespitlere karşı beyanlarının alınmasıyla savunma hakkının tanınmış olmadığı; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği, hayatının hiçbir bölümünde FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak hâlinde olmadığı, somut delil ve gerekçe gösterilmeden kişisel kusuru araştırılmaksızın anayasal prensiplere sadakat göstermediği iddiasında bulunulduğu, irtibat ve iltisak kavramları kullanılarak sınırsız bir takdir yetkisinin kullanıldığı, hakkında somut hukuksal delil olmaksızın meslekten çıkarıldığı, tanık beyanlarında tarafını somut olarak suçlayıcı bir ifadenin bulunmadığı, duruşma sırasında dinlenen tanıkların özgür beyanlarında, “sanığın silahlı terör örgütüne üyeliğine dair herhangi bir somut bilgi, görgü veya duyumları bulunmadığını” belirttikleri, 1400 kişinin katıldığı bir sınavda yedinci, hakim olarak en erken atanmış mahkeme başkanlarından biri, başkanlık yaptığı 10 yıllık başarılı dönem 2010 HSYK öncesi olan bir yargı görevlisi olduğu, bu durumun cemaat desteğiyle Danıştaya seçildiği iddiasını ortadan kaldırmaya yeterli olduğu, tanık beyanlarının yasak delil niteliğinde olduğu, Dairenin meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu yönündeki görüşünün isabetsiz olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen incelenmeksizin reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/12/2020 tarih ve E:2017/5835, K:2020/5953 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 15/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.