DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2338 E. , 2021/3066 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2338
Karar No : 2021/3066
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/12/2020 tarih ve E:2017/970, K:2020/5557 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/12/2020 tarih ve E:2017/970, K:2020/5557 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay …. Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının …ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu, davacının fiili kullanımında olan …nolu GSM hattı ile 11/08/2014-03/11/2014 tarihleri arasında ByLock programı için kiralanan hedef IP’lerine toplam 1949 kez bağlantı kurduğunun ve ByLock sunucularına bağlantıya ilişkin baz istasyon bilgilerinin davacının bulunduğu yer bilgisiyle örtüştüğünün tespit edildiğinin görüldüğü,
Öte yandan, …ID numaralı kullanıcı ile …ID numaralı kullanıcı arasında geçen yazışmalarda geçen hususlar ile davacıya ilişkin bilgilerin uyumlu olduğu anlaşıldığından, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek mesajların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt kontenjanından Yargıtay Üyesi seçildiğine ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay üyeliğine (örgüt kontenjanından) atanmasının, kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ceza dosyasının henüz kesinleşmediği, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, hakkında disiplin soruşturma işlemlerini yapacak ve karar verecek olan görevli ve yetkili mercinin Yargıtay 1. Başkanlık Kurulu ve Yargıtay Yüksek Disiplin Kurulu olduğu, dolayısıyla görevsiz ve yetkisiz olan HSK tarafından tesis edilen meslekten çıkarma kararının yok hükmünde olduğu, KHK ile HSK’nın görevlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, işlemin disiplin işlemi niteliğinde olduğu, kararların gerekçeli olması, savunma alınması zorunluluğunun OHAL dahil her koşulda göz önünde bulundurulması gerektiği, dava konusu karar tarihinde tarafına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, adil yargılanma hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, ölçülülük ve orantılılık ilkesinin, hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiği, bireyselleştirme yapılmadığı, toptancı, hukuki olmayan bir yaklaşımla hareket edildiği, ByLock verilerinin gerçeği yansıtmadığı, teknik açıdan tutarsız olduğu, telefonunun incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda açık bir şekilde, telefonda ByLock, Eagle gibi uygulamalara rastlanılmadığı tespitine yer verildiği, ancak yargılandığı Yargıtay …. Ceza Dairesince telefonunun ele geçirilemediğinden incelenemediğinin iddia edildiği, isminin kurşun kalemle yazıldığı tespit ve değerlendirme tutanağının kim veya kimler tarafından hazırlandığının belirli olmadığı, hazırlayanlarca imzalanmadığı, bunun delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, ByLock programında son online tarihi olarak 25/01/1970 tarihine yer verilmesinin mantık dışı olduğu, söz konusu çelişkilerin Dairece değerlendirilmediği, yalan beyanda bulunan tanık ifadelerine itibar edilmemesi gerektiği, kendi başarısı ile Yargıtay üyeliğine seçildiği, Anayasa, 2802 sayılı Kanun, 2935 sayılı Kanun ve AİHS hükümlerine aykırı şekilde tesis edilen işlemin iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 03/12/2020 tarih ve E:2017/970, K:2020/5557 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 15/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.