Danıştay Kararı 7. Daire 2018/137 E. 2021/5588 K. 14.12.2021 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2018/137 E.  ,  2021/5588 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/137
Karar No : 2021/5588

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına … Müdürlüğüne
VEKİLİ : Av. ….
KARŞI TARAF (DAVACI) : …. Birliği Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ….
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … no’lu TIR karnesi muhteviyatı eşyaya isabet eden gümrük, katma değer ve ilave gümrük vergilerinin kefil kuruluş sıfatıyla davacıdan istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, olayda, TIR karnesinin tesciline ilişkin sonlandırma işlemlerinin yanıltıcı bilgi ve belgelerle yapıldığı hususun kefil kuruluşa bildirim süresi olan iki yıl içinde bildirildiği, kefil kuruluştan ödeme talebinin ise bu bildirimden itibaren en az üç ay sonra ve en geç iki yıl içinde yapılması mümkün olmakla birlikte, bu iki yıllık süre içinde 11/11/2015 tarihinde ilgililer hakkında ceza davası açılmış olduğundan ve ceza davasında verilen karar, TIR karnesi kapsamı eşyaya ilişkin sonlandırma işlemlerin usulsüz veya hile yoluyla temin edilmiş olduğu hususuna temas ettiğinden, ceza davasında verilen kararın infaz edilebilir hale gelmesinden itibaren bir yıllık süre içinde kefil kuruluştan ödemenin talep edilmesinin gerektiği, somut olayda kefil kuruluşa ödeme talebine ilişkin yazının 14/04/2016 tarihinde düzenlenip 26/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği, ancak bu tarih itibarıyla dava dosyasının halen kovuşturma aşamasında olduğu, dolayısıyla kesinleşmiş yani infaz edilebilir aşamaya gelmiş bir karardan bahsedilemeyeceği anlaşıldığından kefil kuruluştan ödeme talebinde bulunulmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : … tarih ve … tescil sayısına kayıtlı … numaralı TIR karnesi muhteviyatı eşyanın usulüne uygun olarak sonlandırılmadığının tespit edildiği, ilgili taşıyıcı firmanın söz konusu TIR karnesi ile Erenköy Gümrük Müdürlüğü’ne sevk edilen “…” cinsi eşyanın gümrük idaresine teslim ettiğini belgeleyemediği, anılan TIR karnesi muhteviyatı eşyaya ilişkin olarak düzenlenen tahakkuk listesinin TIR Sözleşmesinin 8.maddesinin 7. fıkrası gereği taşıyıcı firmaya tebliğ edildiği, ancak ilgili firmadan söz konusu tahakkukun tahsilatının gerçekleştirilememesi sebebiyle ödeme talebi içerikli işlemin davacı kuruluşa tebliğ edilmesinin bildirildiği, yapılan işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 14/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
TIR Karneleri Himayesinde Uluslararası Eşya Taşınmasına Dair Gümrük Sözleşmesi, (TIR Sözleşmesi) Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu himayesinde hazırlanan ve ülkemizinde taraf olduğu uluslararası bir sözleşme olup, doğrudan uygulanan ve taraflar arasında öncelikle uygulanması gereken kuralları barındıran sözleşmedir. Uluslarası nitelikte olan bu sözleşme, metod olarak maddeler halinde düzenlenmiş ve gerek görülen hallerde akit taraflarca nasıl anlaşılması gerektiği noktasında açıklama notlarına yer verilerek bu açıklama notlarının akdin ayrılmaz parçasının olduğuna da açıkça yer verilmiştir. Akit ülke iç mevzuatı ancak iş bu sözleşme hükümlerinin atıf yapması halinde veya söz konusu sözleşmede hüküm bulunmaması halinde uygulanabilecektir.(temel hukuk ilkesi)
Sözleşmenin 1. maddesi tanımlar başlıklı olup,
Bu Sözleşmede:
(b) “TIR işlemi” deyiminden; bir TIR taşımasının, belli bir ülkenin bir hareket veya giriş (yol boyu) Gümrük idaresi ile bir varış veya çıkış (yol boyu) Gümrük idaresi arasında gerçekleştirilen kısmını ifade eder
(d) “Bir TIR işleminin sonlandırılması” deyiminden; bir karayolu taşıtının, taşıt dizisinin veya konteynerin yükü ve bu yüke ilişkin TIR karnesi ile birlikte kontrol amacıyla yarış veya çıkış (yol boyu) Gümrük idaresine sunulması;
(e) “Bir TIR işleminin ibrası” deyiminden; TIR işleminin bir Akit Tarafta usulüne uygun olarak sonlandırıldığının Gümrük makamları tarafından tasdik edilmesini ifade eder. bu husus Gümrük makamlarınca, varış veya çıkış (yol boyu) gümrük idaresinde mevcut veri veya bilgilerin hareket veya giriş (yol boyu) gümrük idaresindeki veri veya bilgilerle karşılaştırılması suretiyle saptanır.
(q) “Kefil Kuruluş” deyiminden, TIR rejiminden yararlanan kişilere garantör olmak üzere bir Akit Taraf gümrük makamı tarafından yetkilendirilen kuruluşu ifade eder.
Şeklinde tanımlamalar yapılmıştır.
Kefil kuruluş olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin sorumluluğunun hukuki niteliğinin düzenlendiği sözleşmenin 8. maddesinde; “kefil kuruluş TIR Sözleşmesi ile kendisinden ödeme talebinde bulunmasına sebep olan usulsüzlük sebebiyle ilgili akit tarafın gümrük kanun ve düzenlemeleri uyarınca alınması gereken ithal ve ihraç vergi ve resimleri ile bunlara ilişkin gecikme faizinin teminat altına alınan azami tutara kadar ödemeyi üstlenir. Kefil kuruluş bu tutarların ödenmesinden bu kişilerle müşterek ve mütesessilen sorumludur.”emredici hükmü ile kefil olma sorumluluğunun şartlarını ve türünü belirlemiştir. Müteselsil kefil sorumluluğu amme alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilen bir müessesedir.
TIR Sözleşmesinin 8. maddesi ile getirilen müşterek ve müteselsil sorumluluk hallerinde, kefil kuruluşun sorumluluğunu doğuran usulsüzlük deyiminin hangi hal ve durumları kapsadığına, hangi hallerde sorumluluğun doğacağı 10. maddede belirlenmiştir.
Sözleşmenin 10. maddesinin açıklama notunda “gümrük idareleri tarafından ibra edilen TIR işlemini sonlandırma belgesi usulsüz veya hile yolu ile temin edilmesinden ne anlaşılması” gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, “TIR işleminin kaçakçılık için uyarlanmış yük bölmesi veya konteynerler aracılığıyla yapılması, sahte veya geçersiz belgelerin kullanımı gibi yasadışı yollara başvurulması, eşyanın değiştirilmesi, gümrük mühürleri ile oynanması gibi durumların tespit edilmesi veya sonlandırma belgesinin diğer yasadışı yollarla temin edilmiş olmasının anlaşılması gerektiği belirtilerek yoruma mahal bırakmamıştır. Bu tespite yetkili olan ise yetkili gümrük idaresi olduğu tabiidir.
Kefil kuruluşun sorumluluğunu gerektiren bu iki durumun tesbiti doğal olarak yetkili idarenin sonlandırmanın gerçekleşmemiş olması halinde ve sahtelik ve geçersiz belgelerin kullanımı gibi yasa dışı yollara başvurulması halinde takibatı (müfettiş incelemesi) ile ortaya çıkabilecektir. Bu tespitlerden sonra ilgili yükümlülerin haberdar edilmesi sözleşmenin 11. maddesi gereğidir.
Sözleşmenin 11. Maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
1. Bir TIR işleminin ibra edilmemiş olması halinde, yetkili makamlar:
(a) TIR Karnesi hamiline, karnede belirtilen adresini kullanarak ibranın gerçekleşmemiş olduğunu bildirir.
(b) Kefil kuruluşa, ibranın gerçekleşmemiş olduğunu bildirir.
Yetkili makamlar, TIR Karnesinin kendilerince kabul edildiği tarihten itibaren azami bir yıl içinde ya da TIR işlemini sonlandırma belgesinin tahrif edildiği ya da usulsüz bir şekilde veya hile yoluyla elde edildiği durumlarda iki yıl içinde kefil kuruluşu bilgilendirir.
11. maddenin 4. fıkrası; “ Kefil kuruluş, talep edilen tutarları, kendisinden ödeme talebinde bulunulduğu tarihten itibaren üç ay içinde öder. “(emredici hüküm)
fıkranın açıklama notu;
11. maddenin 4. fıkrası “bu maddede belirtilen usule uygun olarak kefil kuruluştan 8. maddenin 1 ve 2. fıkrasında belirtilen tutarların ödemesi talep edilirse; kefil kuruluşun sözleşmede öngörülen üç aylık süre içinde bunu yerine getirmemesi halinde bu gibi durumlar ulusal kanunlar çerçevesinde kefil kuruluş tarafından imzalanan garanti sözleşmesine uyulmadığı anlamına geldiğinden yetkili makamlar söz konusu miktarın ödenmesini ulusal mevzuata dayanarak talep edebilirler.” şeklinde Açıklama notu ile kefil kuruluşun bu üç aylık sürede ödeme yapmaması halinde 6183 sayılı yasa hükümleri ile takip yapılacağını iç hukuka atıf yaparak belirtmiştir. Kefil kuruluş için getirilen hüküm karne hamili için getirilmemiştir. Bu müşterek müteselsil kefaletin ve mülkilik ilkesinin doğal sonucudur.
11. maddenin 5. fıkrası;“Kefil kuruluştan ödeme talebinde bulunulan tarihi takip eden iki yıllık süre içerisinde, söz konusu TIR işlemiyle ilişkili hiçbir usulsüzlüğün yapılmadığı yetkili makamları tatmin edecek şekilde ispat edildiği takdirde, ödenen tutarlar, kefil kuruluşa iade edilir. İki yıllık süre kısıtı, ulusal mevzuata uygun olacak şekilde uzatılabilir. “
Bu fıkra ile üç ay içinde yapılması gereken ödemenin yapılmasının zorunlu olduğu şayet usulsüzlüğün yapılmadığı yönünde idarenin tesbitinin aksine bir durumun ispat edilmesi halinde ödeminin geri iade edileceği düzenlenmiştir. Yani ispat yükü kefil kuruluşa yüklenmiştir.
Mahkeme karar gerekçesi, ödeme talebi süresinin ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren başlayacağına dayandırmış olmakla karar öncesi yapılan ödeme talebini nazara almamıştır.
Tır sözleşmesinin 11. madde 3.fıkrasında düzenlenen hükümde yer alan ;” ancak, iki yıllık süre içinde bu maddenin 2.fıkrasında atıfta bulunulan kişi yada kişilerin ödeme yükümlülüğüyle ilgili hukuki yada idari takibatların konusu halline gelen Tır işlemlerinde ödeme talepleri yetkili makamların yada mahkemelerin aldığı kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılır.” düzenlemesi, açıkça belirtildiği üzere hukuki takibat ve idarenin yapmış olduğu inceleme teftiş vs raporlardır. zira kefalet sözleşmesi her ne kadar müteselsil ve müşterek olsa bile alacak asla bağlı olmakla alacak aslı ile ilgili hukuki bir davanın sonucu kefil kuruluşu direkt etkileyeceğinden bu tür davaları içermekte olup, kefil kuruluşun işbu dava gibi bir iptal davası açmış olması gibi hallerde ödeme talep süresinin bir yıl uzatılacağına yöneliktir. Sözleşmede ceza davası ile irtibat kurularak, anılan davanın sonucunun bekleneceğine dair bir ibare yer almadığı gibi aksine, sözleşmenin 11. maddesinin 4. fıkrasında belirtildiği üzere üç ay içinde kefil kuruluşun ödeme zorunluluğu öngörülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden dava konusu TIR karnesi muhteviyatı eşyaya ilişkin işlemlerin usulüne uygun olarak sonlandırılmadığı tespit edilerek kefil kuruluştan ödeme talebinde bulunulmuştur.
Bu bağlamda, ceza davasının konusu ve sonucu ile ilişkilendirilmeksizin vergi dava dairesi kararının temyiz incelemesi yapılması gerekli iken, infaz edilebilir aşamaya gelmiş bir karar olarak ceza davasının sonucunun beklenmesine dair gerekçe ile verilen karar Tır Sözleşmesine ve hukuka aykırı olup bölge idare mahkemesi vergi dava dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.