Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2012/8443 E. 2013/8515 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8443
KARAR NO : 2013/8515
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Sivas Aile MahkemesiTARİHİ :09.02.2012 NUMARASI :Esas no: 2010/491 Karar no:2012/120Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:1-Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması (TMK.md.145/4) sebebiyle mutlak butlan davası Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davaname ile açmıştır. Cumhuriyet Savcısı, kanunda açıkça öngörülen hallerde hukuk davası açar veya açılmış olan hukuk davasında taraf olarak yer alır (HMK. md. 70/1). Mutlak butlan davası açma Cumhuriyet savcısı için bir görev olduğundan (TMK.md.146/1) duruşmalarda hazır bulunma da görevin doğal sonucu olarak bir zorunluluktur. Kamu adına açılan bir dava dosyasının ise işlemden kaldırılması (HMK.md.150) mümkün değildir. Bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığının duruşmalara katılması sağlanmadan yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulması doğru görülmemiştir.2-Dava, eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede yakın hısımlık (anne bir kardeşlik) ilişkisi bulunması sebebiyle Türk Medeni Kanununun 145/4. maddesine dayalı olarak açılan evliliğin iptaline ilişkindir.Haklarında evliliklerinin iptali istenilen davalılar H.. ve D…, nüfusta kayden anne bir baba ayrı kardeş olarak görülmektedir (TMK m. 129/1).Davalılar duruşmadaki beyanlarında, aralarında gerçekte kardeşlik hısımlık ilişkisinin bulunmadığını ifade etmişlerdir.Mahkemece, davalıların kardeş olduklarına ilişkin nüfus kaydının iptalini için açılan davadan feragat edildiği gerekçesiyle evlenmenin butlanına karar verilmiş ise de, davalılardan Hasan Tuzlalı tarafından sunulan 06.12.2012 tarihli dilekçe ekindeki Antalya 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/97 Esas, 2012/310 Karar sayılı ve 12.10.2012 tarihinde kesinleşen ilamı ile, davalılardan Hasan’ın annesinin Gülüzar olarak tespitine ve nüfus kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine karar verildiği ve bu karar gereğince de gerçeği yansıtmayan nüfus kayıtlarının tashih edildiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre açılan davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.3-Kabule göre de,Dava; Cumhuriyet Savcısı tarafından açılan, evlenme engeli bulunan şahısların evliliğinin Türk Medeni Kanununun 145/4. maddesi gereğince mutlak butlan sebebiyle iptaline ilişkin olup, nüfus kaydının düzeltilmesi niteliğinde bulunmadığı gibi dava sonucu verilecek iptal hükmünün nüfusa tescil edilecek olması da nüfus idaresinin hasım olarak gösterilmesini gerektirmez. Bu nedenle, Nüfus Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerekirken, bu hususun dikkate alınmamış olması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 1. bentte gösterilen sebeple oyçokluğuyla, 2. bentte gösterilen sebeple oybirliğiyle karar verildi. 28.03.2013 (Prş.) KARŞI OY YAZISIDava, mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptali (TMK. Mad. 145/4) istemiyle aynı Kanunun 146/1. maddesindeki yetkiye dayanarak Cumhuriyet savcısı tarafından açılmıştır.Mahkemece duruşma günü davayı açan Cumhuriyet savcılığına usulüne uygun tebliğ edilmemiş ise de, Cumhuriyet savcısı 22.06.2010, 28.09.2010, 28.12.2010, 01.03.2011 ve 05.04.2011 tarihli duruşmalara katılmış, daha sonraki duruşmalara katılmamıştır. Hal böyleyken mahkemece tarafların yokluğunda yargılamaya devam edilerek 07.02.2012 tarihli oturumda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin, davanın davacısı sıfatında bulunan Cumhuriyet savcısının duruşmalara katılımını sağlamak gibi bir görevi bulunmamaktadır. Mahkemenin görevi duruşma gününü davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ etmektir. Cumhuriyet savcısı, açmış olduğu hukuk davasının duruşmasında hazır bulunmak zorundadır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 70. maddesinde de “Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça öngörülen hallerde, hukuk davası açar veya açılmış olan hukuk davasında taraf olarak yer alır” hükmüne yer verilmiştir. Cumhuriyet savcısı, açmış olduğu bir hukuk davasının duruşmasına gelmezse, davalı/davalılar, dosyanın işlemden kaldırılmasını (HMUK.mad.409/1, HMK.mad. 150/1) veya tahkikata Cumhuriyet savcısının yokluğunda devam edilmesini isteyebilir. Cumhuriyet savcısı tarafından davaname ile açılan evlilğin iptali davaları nüfus davası olarak nitelendirilemeyeceğinden, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 30/d bendi kapsamında da değildir.Cumhuriyet savcısının açtığı hukuk davasının duruşmalarına gelmemesinin müeyyidesi, davalı/davalılar tarafından takip edilmesi halinde Cumhuriyet savcısının yokluğunda görülmesi veya taraflarca takip edilmemesi halinde ise dosyanın işlemden kaldırılmasıdır. Mahkemenin, duruşmaya gelmeyen Cumhuriyet savcısını duruşmaya getirmek için zor kullanma yetkisi söz konusu değildir. (Prof. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul .2001 sh. 856)Taraflarca takip edilmeyeh davanın HMK’nun 150. maddesi gereğince işlemden kaldrırılması ve yasal süre içerisinde yenilenmemesı halinde açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun 2. bentte gösterilen bozma sebebine katılmakla birlikte, 1. bentde gösterilen bozma sebebine katılmıyorum.