YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15297
KARAR NO : 2014/63
KARAR TARİHİ : 13.01.2014
MAHKEMESİ : DÖRTYOL 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/12/2011
NUMARASI : 2009/700-2011/921
Yanlar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi, yıkım, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı Hazine tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ….. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım; birleşen dava ise davacı Hazinenin taşınmazı üzerine yapılan ev ile ağaçların bedellerinin tahsili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, Hazinenin elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, bilirkişinin 28.12.2010 tarihli bilirkişi raporunda ve eki krokide kırmızı boyalı olarak gösterilen 13.259,13 metrekarelik alana davalı Mustafa’nın vaki elatmasının önlenmesine, aynı tarihli raporda fidan niteliğinde olduğu belirlenen meyve ağaçları ile 24.06.2010 tarihli raporda 115 metrekarelik alanda bulunan binanın yıkılmasına, 400 adet mandalina ağacının ise sökülüp başka yere götürülmeleri ağır zarar doğuracak olup, davacı Hazine de bedel ödemeyi kabul etmediğinden yıkım talebinin reddine; birleşen davada davacının tazminata hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm asıl davanın davacısı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden; çekişmeli 150 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın kayden Hazineye ait olduğu, davalının kayıttan veya mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmaksızın bir adet bina yaptığı, 420 adet 3 yaşlarında meyve fidanı ile 400 adet mandalina ağacı diktiği ve iyiniyetli olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalının, TMK’nun 995/2. maddesindeki;”iyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir” şeklindeki düzenlemeden yararlanamayacağı açıktır.
Hal böyle olunca; mandalin ağaçları bakımından da Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de; elatmanın önlenmesi ve yıkım davalarında elatılan yerin değeri ile üzerinde bulunan muhdesatın toplam değeri üzerinden davacı yararına nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretinin hüküm altına alınması da isabetsizdir.
Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.