Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/5127 E. 2014/4808 K. 04.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5127
KARAR NO : 2014/4808
KARAR TARİHİ : 04.03.2014

ESAS NO : 2013/5127
KARAR NO : 2014/4808
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2012
NUMARASI : 2012/152-2012/236

Taraflar arasında görülen yargılamanın yenilenmesi (tapu iptali, tescil) davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 04.03.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat F.. Ç.. T.. ile temyiz edilen davacı E.. Y.. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, satış suretiyle maliki olduğu 1753 parsel sayılı taşınmazdaki 14 nolu bağımsız bölüm hakkında eski maliki olan davalı tarafından açılan tapu iptali ve tescili davasında yanlış adrese tebligat yapıldığını ve savunma hakkı kısıtlanarak aleyhine hüküm kurulup ilanen tebliğ suretiyle kararın kesinleştirildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi isteğinin kabulü ile kesinleşen ilamın kaldırılmasına,tapu iptal ve tescil davasının kabulüne ve davalı adına oluşan tapunun iptali ile davacı adına tesciline ilişkin olarak verilen karar Dairece ”… soyut ifadelerle gerekçe gösterilmeden davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı…”gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında yargılamanın yenlinmesi isteğinin kabulüne, kesinleşen ilamın kaldırılmasına, tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davalı M.. A.. tarafından 12/07/1999 tarihinde davacı E.. Y.. ve arkadaşları aleyhine 1999/478 esas sayılı dosya ile tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve davanın kabulüne karar verildiği, kararın 15/03/2002 tarihinde ilanen tebligat yapılarak temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
HUMK.nun 445. maddesinde; ”… Katiyen verilen veya katiyet iktisap etmiş olan kararlar hakkında aşağıdaki sebeplere binaen iadei muhakeme talep olunabilir…” 8. Fıkrasında ise; ”…Vekil ve mümessil olmıyan kimseler huzuriyle davanın rüyet ve hükmedilmiş olması…” hükmüne yer verilmiştir.
Gerçekten de; yargılamanın iadesi istenen 1999/478 E. 2001/562 K.sayılı dava dosyasının incelenmesinde; tüm kurumlardan araştırma yapılmaksızın, doğrudan ilanen tebligat yoluna gidildiği, yeterli araştırma yapılmadığı, davalının savunma hakkının kısıtlandığı, bunun usûle uygun olmadığı, mahkemece belirlenmek ve benimsenmek suretiyle HUMK. 445/8.maddesi uyarınca yargılamanın iadesi isteğinin kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Bu durumda; yargılamanın yenilenmesi isteğinin kabul edilmesi ile birlikte daha önce açılan ve davalının huzuru ile görülmeden kesinleşen davanın ortadan kalktığı ve tapu iptal ve tescil davasının esastan incelenmesinin gerekeceği kuşkusuzdur.
Asıl davada; davacı Mehmet Ali, davalı Ekrem ve arkadaşları tarafından kendi çocuklarına şirket paylarının devredileceği ve şirket ortağı yapılacağı vaadinde bulunulduğunu, maddi yardım gerektiğini ve taşınmazın satışı için vekâletname verilmesinin istendiğini, çocukları şirket ortağı yapılmadığı gibi bir bedel de ödenmediğini, kandırıldığını ileri sürmüştür.
İddianın içeriğinden ve ileriye sürülüş biçiminden hile ile alınan vekâletname ile işlem yapılarak vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayanıldığı açıktır.
Davalı Mehmet Ali’nin maliki olduğu 1733 parseldeki 14 nolu bağımsız bölümün satışı için 15.04.1999 tarihinde dava dışı Cevat’ı vekil tayin ettiği, vekilin anılan vekâletnameyi kullanarak 22.04.1999 tarihinde dava konusu taşınmazı 2.000.-TL’ye Ekrem’e satış suretiyle devrettiği, 14.06.1999 tarihinde Mehmet Ali’nin vekilini azlettiği; ayrıca mahkemece yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporunda taşınmazın satış tarihindeki değerinin 18.000.-TL olarak belirlendiği, davacının iddia ettiği şirket paylarının da dava dışı başka şahıslara devredildiği kayden sabittir.
Tüm bu belirlemeler, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler özellikle tanık beyanları ile asıl davada davacı Mehmet Ali’nin elinden vekâletnamenin hile ile alındığı ve vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak 18.000.-TL değerine olan taşınmazı 2.000.-TL bedelle satarak davacının zararlandırıldığı;kaldı ki bu bedelin bile ödenmediği saptandığına göre tapu iptal ve tescil davasının kabulü gerekir.
Hal böyle olunca,tapu iptal ve tescil davasının kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davalının bu yöne değinen itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 04.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.