Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/17855 E. 2014/3157 K. 17.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17855
KARAR NO : 2014/3157
KARAR TARİHİ : 17.02.2014

MAHKEMESİ : UŞAK 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/06/2013
NUMARASI : 2013/7-2013/304

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava, paydaşlar arasında çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve alacak isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, ecrimisil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, hükmedilmesi istenen ecrimisil miktarı üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, el atmanın önlenmesi yönünden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da bu yönden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek davaya devam edilmesi doğru değildir.
Davalıların temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden, çekişme konusu 350 ada 35 parsel, 481 ada 4 ve 5 parsel, ve 566 ada 8 parsel sayılı taşınmazların davacı ve davalılar adına, 493 ada 4 parsel sayılı taşınmazın dava dışı Mehmet Uğur Oskay adına kayıtlı olduğu, 64 DH 048 plakalı aracın ise tarafların mirasbırakanı Necdet Kısakol adına kayıtlı olduğu, davacıların elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve araç için alacağın tahsili istekleri ile eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Kural olarak, intifadan men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşma sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Çekişme konusu 481 ada 4 ve 5 nolu yerin un değirmeni, 350 ada 35 parsel sayılı taşınmazın da kiraya verilmek suretiyle kullanıldığının tespiti karşısında davalıların intifadan men olgusunun gerçekleşmediğine yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalıların öteki temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; ecrimisil, kötüniyetli zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu bir şeyi haksız olarak alıkoyması nedeniyle hak sahibine ödemek zorunda kaldığı bir tür haksız fiil tazminatı niteliğinde bulunduğuna göre, çekişme konusu taşınmaz veya taşınırı kimin kullanımında olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiği de kuşkusuzdur.
Somut olayda, taşınmazları davalıların kullanıp kullanmadıkları, kullanıyorsa kimin kullandığı yönünde yeterli araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, dava konusu kamyonun talep edilen alacak isteği yönünden emsal araştırması yapılarak her dönem için ayrı ayrı ekonomik göstergelerdeki değişim, aracın çalışma kapasitesi ile kazanç (ve masraf) durumu ve ÜFE artış oranları dikkate alınmak suretiyle getirebileceği kira geliri hesaplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de, faiz isteği hakkında talep aşılmamak koşuluyla ait olduğu dönem sonundan itibaren faize hükmedilmesi gerektiği halde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması doğru değildir.
Davacılar ve davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.