YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17218
KARAR NO : 2014/3488
KARAR TARİHİ : 18.02.2014
MAHKEMESİ : KARAPINAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2012
NUMARASI : 2010/280-2012/347
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; taraflar arasında taksim yapılmadığı, fiili kullanma biçiminin oluşmadığı, davalıların çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda B ile işaretlenen bölümünü 2004 yılından buyana kullandıkları, davacı tarafından noterde keşide edilen 12.08.2010 tarihli ihtarname ile davalıların intifadan men edildikleri, ancak ihtarnamenin keşide edildiği tarih ile dava tarihi arasındaki dönem itibariyle tarla cinsli taşınmazdan gelir elde edilemeyeceği gerekçesiyle davacının payına yönelik el atmanın önlenmesine, ecrimisil isteğinin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan tüm delilerden; Çekişme konusu 3712 parsel sayılı 49.350 m² yüzölçümündeki taşınmazın tarla cinsi ile davacı F. B., davalılardan İhsan Köse ve dava dışı kardeşleri adlarına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, taşınmazın öncesinde tarafların miras bırakanı (babaları) C. B. adına kayıtlı iken davacının taşınmazdan faydalanma isteğini içerir 02.07.2003 tarihli dilekçe ile iştirak halinde mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi davası açtığı, Emirgazi Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/54E-2003/91K sayılı ilamıyla davanın kabulüne karar verildiği, temyiz edilmeksizin 09.09.2003 tarihinde kesinleştiği, tapuda infaz işlemlerinin yapıldığı, davacı ile davalılardan İhsan’ın baba bir ana ayrı kardeş oldukları, İhsan’ın annesinin babalarından önce öldüğü, miras bırakan Fa.. B..ı’nın 1984 yılında ölümünden sonra mirasçıları arasında sözlü paylaşım yapıldığı, taşınmazın davacının annesi Raziye’ye kaldığı, Raziye’nin 2000 yılında ölümüyle Raziye’nin çocukları arasında yapılan paylaşım sonucu taşınmazın davacıya ve dava dışı kardeşleri Fatma, Zehra ve Fadimeana’ya kaldığı, ancak Raziye’nin ölümünden sonra davalıların taşınmazda hak iddia ettileri, 2004 yılından bu yana taşınmazı davalıların ve paydaşlardan dava dışı Fatma, Zehra ve Fadimeana’nın kullandıkları ve davacının taşınmazı kullanmasına davalıların engel oldukları, bu sebeple taraflar arasında kavgaların ve tartışmaların olduğu, davalılardan Mustafa’nın Karapınar Sulh Ceza Mahkemesinin 26.06.2007 gün 2006/131E-2007/248K sayılı ilamıyla davacıya etkili eylemde bulunmak suçundan ceza aldığı, temyiz incelemesinden geçerek 23.11.2010 tarihinde kesinleştiği, davacının son olarak 12.08.2010 tarihinde taşınmazdan uzun yıllardır faydalanamadığını belirterek faydalanma ve ecrimisil istekli ihtarname keşide ettiği, ihtarnamenin davalılara 12.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği, taraflar arasında tüm mirasçıların katılımıyla yazılı taksim sözleşmesi yapılmadığı, fiili kullanma biçiminin oluşmadığı, anlaşılmaktadır.
Bu durumda uyuşmazlık 4721 sayılı TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda davacı ile davalılardan İ. K. paydaş olup diğer davalılar ise taşınmazın bir bölümünü babaları İhsan Köse’ye teban babalarıyla birlikte kullanmaktadırlar. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe, işyeri gibi) doğal ürün veren yada kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşma sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması ve icra takibi yapılması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinin bulunması durumunda ve davaya konu taşınmazın kamu malı olması durumunda yine intifadan men koşulu aranmaz.
İntifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Somut olayda, davacı tarafından taşınmazdan yararlanma istekli olarak açılan iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi davası, taraflar arasında çekişmeli taşınmazdan kaynaklanan tartışma ile kavgaların varlığı, hatta davalılardan Mustafa’nın davacıya etkili eylemde bulunmak suçundan ceza almış olması ve tanık anlatımları karşısında davalıların noterde keşide edilen ihtarmenin tebliğ edildiği tarihten çok önce intifadan men edildiklerinin kabulü gerekir. Dosya kapsamından davalıların 2004 yılından bu yana çekişmeli yeri davacıya kullandırtmadıkları anlaşıldığından isteğe uygun olarak dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için davacının payı oranında bilirkişi incelemesiyle belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.