Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/5422 E. 2014/9178 K. 05.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5422
KARAR NO : 2014/9178
KARAR TARİHİ : 05.05.2014

MAHKEMESİ : İPSALA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/11/2013
NUMARASI : 2012/125-2013/229

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüld
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, 2006 yılı ve öncesinde intifadan men koşulunun gerçekleşmediği, 2007 yılı ve sonrasında ise taşınmazların davalı tarafından kullanıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 949 ve 1000 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak mirasbırakanları Hatice ve Ahmet adına kayıtlı olduğu, bu taşınmazlarla birlikte mirasbırakan Ahmet adına kayıtlı olup dava konusu edilen diğer 11 parça taşınmazın, İpsala Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/329 E. sayılı dosyasında görülen ortaklığın giderilmesi davası sonucu satışına karar verildiği, İpsala Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/3 E. sayılı satış dosyasında 949 ve 1000 parsel dışındaki taşınmazların 2007 yılında yapılan ihaleler sonucu satıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı).
Somut olayda, mahkemece ortaklığın giderilmesi davasının, davalıya tebliğ edildiği 04/09/2006 tarihine kadar intifadan men koşulunun gerçekleşmediği saptanarak bu tarihe kadar olan dönem için ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne varki, davacı tanıkları taşınmazların satılıncaya kadar davalı tarafından kullanıldığını, davalı tanıkları ise ortaklığın giderilmesi davasından sonra taşınmazların davalı tarafından kullanılmadığını ifade ettikleri halde tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden sonuca gidilmiş olması doğru olmadığı gibi mahkemece, neden davalı tanıklarının beyanlarının üstün tutulduğunun açıklanmamış olması da isabetli değildir.
Diğer taraftan, mahkemece halen ortak mirasbırakan adına kayıtlı bulunan 949 ve 1000 parsellerin kullanım durumu yönünden de hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme imkanı yoktur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler ve değinilen olgular gözetilmek ve gerekirse yeniden keşif yapılmak suretiyle ortaklığın giderilmesi davasından sonraki dönemde her bir taşınmazın davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığının tam olarak belirlenmesi ve hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacı tarafın bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.5.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.