YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1034
KARAR NO : 2014/4137
KARAR TARİHİ : 24.02.2014
MAHKEMESİ : SİLİVRİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/07/2012
NUMARASI : 2011/167-2012/691
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacının davalı tarafından, maliki olduğu 776 parsele duvar yapılmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı, davacıya ait 776 parsel sayılı taşınmazın Büyükçekmece yetki sınırında olduğunu ileri sürerek yetkisizlik kararı verilmesini istemiştir.
Silivri Tapu Müdürlüğü cevabi yazısında çekişme konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle kendi yetki sınırlarında olduğunu ancak daha sonra Büyükçekmece Tapu Müdürlüğü’ne devredildiğini bildirmiş, mahkemece talimat yolu ile Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından keşif yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 13/1. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 12/1.) maddesi gereğince taşınmazın aynı ile ilgili davaların taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde çözüme kavuşturulması gerekeceği tartışmasızdır. Taşınmazın bulunduğu yerden maksat ise tapuda kayıtlı olduğu yer değil, fiilen içinde bulunduğu mülki sınırdır.
Hemen belirtilmelidir ki, anılan yetki kuralı kesin ve kamu düzeniyle ilgili olup, davanın her aşamasında mahkemece re’sen (kendiliğinden) gözetilmesi gerekir.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda mahkemenin yetkili olup olmadığının saptanması açısından taşınmazın hangi yerin idari sınırında ve buna bağlı olarak adli yargı sınırında kaldığının tespit edilmesi, bunun için mülki (idari) sınırnamenin önceden sağlanması, bu şekilde sınırın belirlenememesi halinde mahallinde uygulamalı keşif yapılması ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.