Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/2765 E. 2014/7068 K. 03.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2765
KARAR NO : 2014/7068
KARAR TARİHİ : 03.04.2014

MAHKEMESİ : SOMA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/12/2012
NUMARASI : 2011/61-2012/509

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, tetkik hakimi . .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp, düşünüldü;

Dava, ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 11 parça taşınmazda davacılar ile davalıların mirasbırakanı olan S.Y.bir kısmında müstakil, bir kısmında ise paylı mülkiyet üzere malik olduğu, murisin 29.10.2002’de öldüğü, dava dışı mirasçı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacılar, mirasbırakan S. Y. malik ve paydaşı olduğu 430 ada 70; 720 ada 1; 719 ada 2, 3, 5, 7, 8, 11, 12; 704 ada 4 ve 696 ada 1 parsel sayılı taşınmazları davalı mirasçıların murisin ölümünden itibaren fiilen kullanmak ve bazılarını ise kiraya vermek suretiyle gelir elde ettiklerini, kendilerine bir ödeme yapılmadığı gibi kullandıkları bir yerin de olmadığını ileri sürerek ¼ miras paylarına isabet eden dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için 49.500,00.-TL ecrimisil ile 11.500,00.-TL faiz alacağının tahsili isteği ile eldeki davayı açmışlardır.
Davalılar Bahri ve Ergin, dava konusu taşınmazları davacıların kullanımına engel olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Davalı Erdem ise, yargılamaya katılmadığı gibi davaya cevap da vermemiştir.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazların kayden muris Sevgi adına kayıtlı olduğu, mirasbırakanın 2002 yılında öldüğü, tarafların mirasçılar bulunduğu, dava konusu 430 ada 70 parsel sayılı taşınmaz dışındaki yerlerde davalıların bir tasarrufunun olduğunun sabit olmadığı, 430 ada 70 parsel sayılı taşınmazdaki 4 dükkanın kirada olup kira paralarının davalılara ödendiği, 1. ve 3. kattaki meskenlerin kirada, 2. katı ise davalı Ergin’in kullandığı, 3. kat meskenin boş olduğu, tanık beyanına göre bu yerin nemli olup, ısınmadığı için kiraya verilemediği, işyeri ve mesken nitelikli hukuki semere getiren yerde intifadan men koşulunun aranmayacağı, davacıların miras paylarına isabet eden bedelin kendilerine ödenmediği, somut olayda, vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Somut olayda, yukarıda açıklandığı şeklide bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Öte yandan, mahallinde yapılan uygulama sonucunda elde edilen bilirkişi raporu ile dinlenen tanık beyanlarından, dava konusu 430 ada 70 parsel sayılı taşınmazda 4 katlı bina olduğu, zemin katında 4 dükkan, her katta ikişer daireden 6 tane daire bulunduğu, davalı Ergin’in 2. kattaki daireleri birleştirmek suretiyle ikamet olarak kullandığı, bir kısım dükkan ve dairelerin kira bedellerinin davalı Bahri’ye ödendiği, davalı Erdem’in ise görevi nedeniyle Antalya ilinde yaşadığı, davalı tanık beyanı ile dairesini bu nedenle kullanmadığı görülmektedir.
Diğer taraftan, muris S.Y. 29.10.2002 tarihinde öldüğü, davacıların annesi P.D.ise 25.11.2003 tarihinde öldüğü, eldeki davanın ise 04.02.2011 tarihinde açıldığı, ayrıca kira geliri gibi hukuki semere getiren yerler bakımından intifadan men koşulunun gerçekleşmesine gerek olmadığı açıktır.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, taraf delillerinin eksiksiz toplanması, çekişme konusu 430 ada 70 parsel sayılı taşınmazdaki daire ve dükkanları hangi davalının ne şekilde tasarruf ettiğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması, davalı Erdem’in anılan taşınmaza yönelik bir tasarrufu bulunup bulunmadığının ortaya konulması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi ile davalıların kullandıkları yerler bakımından sorumlu tutulmaları gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davalıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.