YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19098
KARAR NO : 2014/4936
KARAR TARİHİ : 05.03.2014
ESAS NO : 2013/19098
KARAR NO : 2014/4936
MAHKEMESİ : GÖLBAŞI(ANKARA) SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/02/2013
NUMARASI : 2012/846-2013/123
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonucunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı temsilcisi tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Talep, tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkin olup, 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğü zamanında açılmıştır.
İlgili Tapu Müdürlüğü,davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, davaya konu 103, 549 ve 824 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının, anılan taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalının davaya konu 354 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği üzere, taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/9-ç maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
HMK’nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir. Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacının, 354 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki F.Y,ın soyadının “Avcı” olarak düzeltilmesi isteği ile eldeki davayı açtığı; anılan taşınmazın tapulama tutanağına göre, R. İsmail ve Vahdettin’in zilyetliğinde iken İsmail’in 1942 tarihinde ölümü ile karısı Gülüzar ve kızı Fatma’ya kaldığı açıklanarak adlarına tespit edildiği; nüfus kaydına göre de, Gölbaşı İlçesi, Gölbek köyü nüfusuna kayıtlı İsmail ve Gülsüm kızı 1929 doğumlu, F. A.’nın 11.5.1995 tarihinde öldüğü, annesinin Veli kızı Gülsüm ve kardeşlerinin İ, A. ve E. A. olduğu sabit olup; bu durumda,tapulama tutanağında ki bilgiler ile nüfus kayıt bilgilerinin çeliştiği açıktır.
Hal böyle olunca; davacıların murisi F. A.’nın, 354 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağın da sözü edilen Resul oğlu İsmail’in mirasçısı olup olmadığının saptanması, mahallinde keşif yapılıp tanıklar ve yerel bilirkişilerin taşınmaz başında dinlenmesi, dava konusu 354 parsel sayılı taşınmazın kayıt malikinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.