Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/5064 E. 2014/4276 K. 25.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5064
KARAR NO : 2014/4276
KARAR TARİHİ : 25.02.2014

MAHKEMESİ : BURSA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/10/2012
NUMARASI : 2012/79-2012/585

Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 25.02.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat H. Ç. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı V.. Y.., davalı Ö.. Y.. vekili Avukat gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, davanın kabulüne dair verilen karar davalı Özcan’ın temyizi üzerine, Dairece, “ …davalı V.. Y..’ ın inançlı işlemden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiği oranda davacının kendi edimlerini yerine getirip getirmediği hususunun açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, bozmaya uyulmakla tarafları yararına usûli kazanılmış haklar doğar. Öyleyse mahkemece yapılacak iş, bozmada işaret edilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak davanın sonuca bağlanmasından ibarettir.
Ne var ki; mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Gerçekten de,davacı M.. Ç.. ve dava dışı O. V. ile davalı V.. Y.. arasında 13.07.2006 tarihinde tek satıcılık sözleşmesi düzenlendiği ve düzenlenen “Bu Bir Sözleşmedir” başlıklı harici belgede M.. Ç.. ile O. V.’a ait taşınmazların teminat amacıyla V.. Y..’a geçirileceği, borç bittiğinde de iade edileceği hususunun kararlaştırıldığı ve sözleşmenin 3 aylık olduğu, sözleşme gereği davacı adına kayıtlı iken V.. Y..a tapuda devredilen 2752 ada 3 parsel üzerindeki 4. kattaki 512/17496 arsa paylı 19 nolu meskenin teminat olarak devredildiği, ayrıca sözleşmenin davacı yanında davalıya da yükümlülükler yüklediği tartışmasızdır.

Ancak, mahkemece tarafların tek satıcılık sözleşmesi bütünlüğü içerisinde edimlerinin yerine getirip getirmediği, sözleşme gereği birlikte çalışılan 3 aylık dönemde davalıya ait Yİ-SA Tekstilin bir başka firmaya veya şahsa mal satışı yapıp yapmadığı ve Yİ-SA Tekstilin sözleşme gereği kendisine ait mağazasını kapatıp kapatmadığı, davacı mağazasının karşısına açıldığı iddia edilen ve davalı tarafından anılan mağazaya mal verildiği konusunda yeterince araştırma ve inceleme yapılmadığı; bu durumun sabit olması halinde de, davalı tarafın sözleşme gereklerini yerine getirmeden taşınmazı temlik ettiği hususu dikkate alınmadan karar verilmesi de isabetsizdir.
Hal böyle olunca,bozma ilamında ve yukarıda değinilen hususlar gözetilmek suretiyle, belirtilen ilke ve olgular çerçevesinde bir araştırma ve soruşturmanın yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bozma gerekleri yerine getirilmeden yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenlerden alınmasına, 25.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.