Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15741 E. 2014/7618 K. 21.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15741
KARAR NO : 2014/7618
KARAR TARİHİ : 21.04.2014

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanın bulunduğu dükkâna giderek kendisini galerici A…’nin oğlu olarak tanıttıktan sonra PVC işlerinin olduğunu, iş yeri sahibi olan ağabeyi ile konuşmak istediğini belirttiği, buna karşılık katılanın, ağabeyinin işyerinde olmadığını söylemesi üzerine sanığın bu kez telefonunun şarjının bittiğini ağabeyi ile görüşmesi gerektiğini beyan ederek katılandan aldığı cep telefonu ile katılanın ağabeyi olan kişi ile konuşarak çarşıda buluşmak için randevulaştığı ve katılana “Telefonun bende kalsın, ben çarşıda buluşunca ağabeyine veririm” diyerek katılanın Samsung B 3210 marka cep telefonunu aldıktan sonra uzaklaştığı, alınan savunmasında katılanın ağabeyi ile görüşemediğinden telefonu iade edemediğini, daha sonrasında ise çocuğunun telefonu düşürüp kırdığını belirterek suçu kaçamaklı olarak ikrar ettiğinin anlaşıldığı olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın olaydan önceki ve sonraki sözleri, davranışları ve şikâyetçi beyanları birlikte değerlendirildiğinde; gerçekten telefon etme niyeti bulunmayıp, asıl amacı mağduru kandırarak telefonunu almak olan sanığın, bu doğrultuda basit bir yalanı aşan, mağduru yanıltacak ve kandıracak yoğunluk ve güçteki sözleri planlayıp ustaca sergilediği hareketleriyle telefonun zilyetliğini devralmış olması karşısında, eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek hırsızlık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326. maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının gözetilmesine, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.