YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/685
KARAR NO : 2014/4382
KARAR TARİHİ : 26.02.2014
MAHKEMESİ : EZİNE SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2012
NUMARASI : 2012/553-2012/739
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, 1880 ve 31 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarındaki hatanın yargılama aşamasında idare tarafından resen düzeltildiği gerekçesi ile anılan parseller yönünden davanın reddine; 430, 1593 ve 1595 parsel sayılı taşınmazlar bakımından ise iddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; bu tür bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bundan ayrı Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngorüldüğünden elbirligi mülkiyetinde ortaklardan herhangi biride tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme istiyebilir. Ayrıca davanın başka bir dava sebebiyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da olanaklıdır. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti bulunduğu kabul edilir.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2010/579 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasında verilen ara kararına dayanarak eldeki davayı açtığını bildirmiş ise de anılan dosya içerisinde yetki belgesine rastlanılmadığından yetki belgesinin temin edilerek Dairemize gönderilmesi için dosyanın yerel mahkemesine iadesine karar verilmiş, ancak mahkemece “… ortaklığın giderilmesi davasında davacı vekiline tapu kaydında düzeltim davası açmak için yetki belgesi verilmediği, eldeki davanın ortaklığın giderilmesi dosyasının 11.10.2012 tarihli duruşmasında verilen ara karar uyarınca açıldığı” şeklinde bildirimde bulunulmuştur.
Bu durumda yetki belgesi mevcut olmadığına göre davacının bu davayı açmakta aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; davanın, davacının dava ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken esası hakkında karar verilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de davanın kısmen kabulüne karar verildiği gözetilerek kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması da isabetsizdir.
Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.