Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/22402 E. 2014/4338 K. 26.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22402
KARAR NO : 2014/4338
KARAR TARİHİ : 26.02.2014

MAHKEMESİ : SULUOVA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/12/2012
NUMARASI : 2008/254-2012/550

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar ile davalılar Suat,Fuat ve Yaşar İpek tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davalı Keziban ve Mustafa hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 5 parsel sayılı taşınmazın davacıların miras bırakanı ile birlikte dava dışı üçüncü kişiler adına kayıtlı olduğu, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacılar, çekişme konusu taşınmazı davalıların ekim yapmak suretiyle haksız olarak kullandıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.
Bilindiği üzere; T.M.K.’nun 683.maddesine dayalı elatmanın önlenmesi istekli davaların konusunu haksız eyleme dayalı tasarrufların oluşturduğu kuşkuzdur. Eylem kimin tarafından yapılırsa, davanın ona yönelik olarak açılması ve sonucundan onun sorumlu tutulması asıldır. Taşınmazın bir başkası tarafından da tasarruf edilmesi ya da kullanıma sunulması o yeri haklı ve geçerli bir nedene dayalı olmaksızın tasarruf edenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı da açıktır.
Öte yandan; ecrimisil, kötüniyetli zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu bir şeyi haksız olarak alıkoyması nedeniyle hak sahibine ödemek zorunda kaldığı bir tür haksız fiil tazminatı niteliğinde bulunduğuna göre, çekişme konusu taşınmazların kimin kullanımında olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğide kuşkusuzdur.

Ne var ki; mahkemece taşınmaz başında iki kez keşif yapılmış ise de hüküm kurmaya yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Nitekim, davalılardan Mustafa ve Keziban’ın bildirdiği tanıklar dinlenmemiş, ilk keşifte dinlenen yerel bilirkişinin ve davacı tanığı Aslan’ın, mısır anızı olan bölümün davalı Mustafa tarafından kullanıldığını belirtmiş iselerde o bölümün taşınmazın neresi olduğu gösterilmediği gibi hükme esas alınan ikinci keşifte bu yönde bir araştırmada yapılmamıştır.
Ayrıca, haklarında kabul kararı verilen davalıların hangi bölümü hangi tarihlerden itibaren kullandıkları denetime olanak verecek şekilde saptanmamış, krokide (E) harfi ile gösterilen bölüm yönünden elatmanın önlenmesine karar verildiği halde bu bölüm için ecrimisil hesabında niçin değerlendirme yapılmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır.
Hal böyle olunca; taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak tarafların tüm tanıklarının hazır edilerek yerinde dinlenmesi, önceki iki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının karşılaştırılması, varsa çelişkilerin giderilmesi, davalılardan kimin hangi bölümü hangi tarihlerde kullandıklarının ayrıntılı olarak saptanması, bilirkişilerden denetime olanak verecek şekilde rapor ve kroki hazırlatılması, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Kabule görede, keşif sonucu saptanan değere göre eksik harç tamamlatıldığına göre, kabul kapsamına alınan taşınmaz değeri ve ecrimisil miktarı toplamı üzerinden davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesi gözetilmek suretiyle avukatlık ücreti tayin ve takdir edilmesi gerekeceğinin düşünülmemiş olmasıda isabetli değildir.
Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı yasanın geçici 3. maddesi delaleti ile 1086 sayılı HUMK’nun 428 maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.