YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17353
KARAR NO : 2014/4531
KARAR TARİHİ : 27.02.2014
MAHKEMESİ : DİKİLİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/06/2013
NUMARASI : 2013/149-2013/205
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, tapu kaydında düzeltim isteğine ilişkindir.
Mahkemece, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının; miras bırakanı annesi Y. Y.’in 2679 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olduğunu, tapu kayıtlarında annesi Y. Y.. “Halil İbrahim” olan baba adının “İbrahim” olarak, murisin 1946 olan doğum tarihinin ise 1941 olarak yazılı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açtığı, mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen önceki kararın Yüksek Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 11.02.2013 tarihli ve 2012/15288 Esas, 2013/1839 Karar sayılı kararı ile “… tapu kütüğünde bulunması zorunlu olmayan nüfus bilgilerinin ilavesi veya düzeltilmesi dava yoluyla istenemez ise de, tapu kayıtlarında intikal yaptırılabilmesi için zorunlu olarak dava açılan bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince bu yönde bir tespit hükmü kurulmalıdır. Bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; hüküm sonucunda, tapu maliki olan murisin doğum tarihinin düzeltilmesi talebinin reddine karar verildiği halde, hükmün 1. bendi ile tapu maliki olan murisin doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi hükmün infazında tereddüde yol açacağı gibi 6100 Sayılı HMK’nun 297/2. maddesi hükmüne aykırılık teşkil edeceğinden isabetli değildir” gerekçeleri ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK) 388, 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 298. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu HUMK’nun 389., yine HMK’nin 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada HUMK’nun 381.maddesinin son fıkrasının HMK’nin 294.maddesinin getirdiği imkândan faydalanarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK’nin yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olaya gelince; değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek, mahkemece kısa kararda davanın kabulüne, gerekçeli kararda davanın kısmen kabulüne denilmek suretiyle kısa karar ile çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir. Öte yandan, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, halde bozma ilamı içeriğine uygun olarak hüküm oluşturulması gerekirken, tapu kayıtlarında yer almayan kimlik bilgileri yönünden de düzeltme kararı verilmiş olması da isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle l0.4.l992 gün, l992/7 Esas, l992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.