Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/16511 E. 2014/4486 K. 27.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16511
KARAR NO : 2014/4486
KARAR TARİHİ : 27.02.2014

MAHKEMESİ : HENDEK SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/04/2011
NUMARASI : 2007/480-2011/298

Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece paydaşlardan Feride ve Ayşe hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ilişkin olarak verilen karar davalı E.. A.. vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacılar, paydaşı oldukları 472 parsel sayılı taşınmazla ilgili Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/158 Esas sayılı dosyasından açtıkları ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında paydaşlardan F. A.’in, Adil A..l’in, P..A’nin ve A. S.’nin soyadının yazılı olmadığının, A.A. isminin ise hatalı olarak ”Aziz” olarak yazılı olduğunun, yine A. S.’nin Abdullah olan baba adının da bulunmadığının anlaşıldığını ileri sürerek, anılan kayıtların nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Feride ve Ayşe isimli paydaşların kim olduklarının tespit edilememesi ve anılan şahıslara kayyım tayin edilmesi sebebi ile bu şahıslarla ilgili davanın esası hakkında karar verilmesine yerolmadığına, davacıların diğer paydaşlarla ilgili iddialarının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.

Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kabul kapsamına alınan paydaşlar yönünden mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki özellikle; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında revizyon gören tapu kayıtlarının getirtilmediği, kadastro tutanağında ismi geçen Arslan oğlu Tahir’in anne, baba, tüm eş ve tüm çocukları ile çocuklarının eş ve çocuklarını gösterir aile nüfus kayıt tablolarının temin edilip kaydı düzeltilen paydaşların aile nüfus kayıt tabloları ile karşılaştırılarak denetlenmediği, taşınmazı kimin hangi tarihten beri ne şekilde tasarruf ettiğinin araştırılmadığı, ismi düzeltilen Abdülaziz Akdoğan’ın tüm mirasçılarını gösterir nüfus kayıtlarının temin edilmediği, paydaş oldukları iddia edilen ve kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen ve kapsamına alınan maliklerin ölü olmaları sebebi ile ilgili sıfatıyla mirasçılarının beyanlarının alınmadığı, tapu kaydında yazıldığı şekilde; A. A.: Tahir, Adil:Şuayip, Pırlanta:İsmail adında başka kayıtların olup olmadığının nüfus müdürlüğünden sorulmadığı, olay hakkında bilgi sahibi olabilecek mahalli bilirkişi veya davacı tarafın göstereceği tanıkların beyanlarının alınmadığı görülmektedir.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak davaya konu taşınmazın paydaşı olan şahısların davacıların iddia ettiği kişiler olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı E.. A.. vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.