Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2018/653 E. , 2021/5591 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/653
Karar No : 2021/5591
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Birliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: … no’lu TIR karnesi muhteviyatı eşyaya isabet eden gümrük ve katma değer vergilerinin kefil kuruluş sıfatıyla davacıdan istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, olayda, … numaralı TIR karnesi muhteviyatı eşyanın, usulüne uygun olarak boşaltılmadığının tespit edilmesi üzerine, yurt dışı edilmediği hususunun kefil kuruluşa bildirildiği, bu bildirim üzerine kefil kuruluşun kaşeli ve resmi mühürlü TIR karnesi dip koçanlarını sunarak ilgili eşyanın yurt dışı edildiğini belirttiği, yine karne hamili şirketten ödeme talebinde bulunulduğu, ödeme yapılmaması üzerine anılan şirket adına ödeme emrinin düzenlendiği, ödemenin gerçekleşmemesi nedeniyle davacı kefil kuruluş adına dava konusu ödeme talebine ilişkin işlemin tesis edildiği, Tır Karnesi Sözleşmesinin 10. maddesinde, TIR işlemini sonlandırma belgesi usulsüz veya hile yolu ile elde edilmiş veya sonlandırma gerçekleşmemiş olmadıkça ödemenin kefil kuruluştan talep edilemeyeceğinin kurala bağlandığı, davacı kuruluş tarafından davalı idareye gönderilen TIR karnesi dip koçanlarında NUN OVERLAND antreposunun kaşesinin ve ilgili gümrük müdürlüğünün resmi mührünün bulunduğu, öte yandan Halkalı Gümrük Müdürlüğünün Gürbulak Gümrük Müdürlüğüne hitaplı yazısının ekinde yer alan ekran çıktısında TIR karnesine ilişkin “ibra edildi” seçeneğinin işaretli olduğu, Mahkemelerinin 16/01/2017 tarihli ara kararı ile; davacı tarafından gümrük müdürlüğüne sunulan ve üstünde dava konusu TIR karnesinin numarası yazılı olan dip koçanların gümrük müdürlüğü yetkilileri tarafından mühürlendiği ve imzalandığı görüldüğünden, usulüne uygun olmayan bir sevk işlemi için neden böyle bir belgenin düzenlendiğinin açıklanmasının, bu konuyla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturmanın bulunup bulunmadığının sorulmasının ve buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, davalı idarece gönderilen cevabi yazıda; mezkur TIR karnesi müdürlüklerinde işlem görmediğinden, herhangi bir işlemin yapılmadığının bildirildiği, anılan hususların bir arada değerlendirildiğinde, Tır Karnesi Sözleşmesinin 10. maddesi uyarınca, TIR işlemini sonlandırma belgesi usulsüz veya hile yolu ile elde edilmiş veya sonlandırmanın gerçekleşmemiş olduğu davalı idarece somut olarak ortaya konulamadığından, kefil kuruluş sıfatıyla davacı adına düzenlenen işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu TIR karnesinin usulsüz olarak sonlandırıldığı belirtilerek davacıdan takibata ilişkin bilgi ve belge istenilmesine karşın, davacının TIR karnesi dip koçanını göndererek eşyanın düzgün boşaltıldığı iddiasında bulunduğu, TIR karnesinde her ne kadar Halkalı Gümrük Müdürlüğüne bağlı NUN OVERLAND antreposuna ait kaşe ve resmi mühür olsa da, bu eşyanın depoya usulüne uygun olarak boşaltıldığı anlamına gelmediği, TIR Karnesinin artan giriş verdiği, Halkalı Gümrük Müdürlüğünce TIR karnesinin müdürlüklerinde işlem görmediğinin belirtildiği, konu ile ilgili olarak taşıyıcı firmadan TIR karnesinin usulüne uygun olarak sona erdirildiğinin ispat edilmesi talep edilmiş olmasına karşın taşıyıcı firmanın eşyayı ilgili gümrük idaresine teslim ettiğini belgeleyemediği, davalı idarenin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek öncelikle ilgili kişi ve kuruluşların sorumluluğuna gidildiği ve kamu alacağının tahsil edilememesi üzerine müştereken ve müteselsilen sorumlu olan kefil kuruluşun takibinde hukuka aykırılığın bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Soruşturma raporu incelenerek ve konuyla ilgili ceza davası açılıp açılmadığı hususu araştırılarak oluşan hukuki duruma göre dosyanın yeniden incelenmesi gerektiğinden, temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
TIR Karneleri Himayesinde Uluslararası Eşya Taşınmasına Dair Gümrük Sözleşmesi’nin (TIR Sözleşmesi) 8. maddesinin 1. fıkrasında, kefil kuruluşun, bir TIR işlemiyle kendisinden ödeme talebinde bulunulmasına neden olan usulsüzlük nedeniyle ilgili Akit Tarafın gümrük kanun ve düzenlemeleri uyarınca alınması gereken ithal ve ihraç vergi ve resimler ile bunlara ilişkin gecikme faizini, teminat altına alınan azami tutara kadar ödemeyi üstlenir. Kefil kuruluş, yukarıda anılan kişilerin ödeyeceği tutarların ödenmesinden, bu kişilerle müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, 11. maddesinin 1. fıkrasında, bir TIR işleminin ibra edilmemiş olması halinde, yetkili makamlar: TIR Karnesi hamiline ve kefil kuruluşa ibranın gerçekleşmemiş olduğunu bildireceğini, yetkili makamların, TIR Karnesinin kendilerince kabul edildiği tarihten itibaren azami bir yıl içinde ya da TIR işlemini sonlandırma belgesinin tahrif edildiği ya da usulsüz bir şekilde veya hile yoluyla elde edildiği durumlarda iki yıl içinde kefil kuruluşu bilgilendireceğini, 2. fıkrasında 8. maddenin birinci ve ikinci fıkralarında anılan tutarların ödenmesi gerekli hale geldiğinde, yetkili makamlar, mümkün olduğu ölçüde, kefil kuruluştan ödeme isteğinde bulunmadan önce, ödemenin, söz konusu ödemeyi yapmakla yükümlü kişi ya da kişiler tarafından yapılmasını talep edeceklerini, 3. fıkrasında, TIR işleminin ibra edilmediğinin ya da TIR işlemi sonlandırma belgesinin usulsüz şekilde veya hile yoluyla elde edildiğinin kefil kuruluşa bildirildiği tarihten sonra en erken bir ay içinde ve bu tarihten sonra en geç iki yıl içinde kefil kuruluştan 8’inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında atıfta bulunulan tutarlara ilişkin ödeme talebinde bulunulur. Ancak, yukarıda bahsedilen iki yıllık süre içinde, bu madde’nin ikinci fıkrasında atıfta bulunulan kişi ya da kişilerin ödeme yükümlülüğüyle ilgili hukuki ya da idari takibatların konusu haline gelen TIR işlemlerinde, ödeme talepleri, yetkili makamların ya da mahkemelerin aldığı kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen hükümler bir arada değerlendirildiğinde, TIR karnesi muhteviyatı eşyaya ilişkin taşıma işleminin usulüne uygun olarak sonlandırılmamış olması halinde, ithalat vergilerinin kefil Kuruluştan talep edilebilmesi için, bu hususun, eşyanın TIR karnesiyle yurda girdiği tarihten itibaren bir yıl, TIR işlemini sonlandırma belgesinin usulsüz veya hile yolu ile temin edilmiş olduğu takdirde iki yıl içinde kefil kuruluşa bildirilmesi ve kefil kuruluştan bu bildirimden itibaren en az üç ay sonra ve en geç iki yıl içinde ödeme talebinde bulunulması mümkün olmakla birlikte, yukarıda belirtilen iki yıllık süre içinde ilgililer hakkında ceza davası açılmış olması ve ceza davasında verilen kararın, TIR karnesi kapsamı eşyanın usulsüz veya hile yoluyla yurt içinde bırakıldığı hususuna temas etmiş bulunması halinde, ceza davasında verilen kararın infaz edilebilir hale gelmesinden itibaren bir yıllık süre içinde takibata geçilmesinin icap ettiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davalı idare tarafından bölge idare mahkemesi kararına yönelik yürütmesinin durdurulması istemli olarak temyiz isteminde bulunulduğu ve Dairemizce 18/04/2018 tarih ve E:2018/653 sayılı yürütmenin durdurulması isteminin reddi yolunda karar verildikten sonra dosyaya sunulan ve Dairemiz kayıtlarına 18/04/2019 tarihinde alınan Ticaret Bakanlığı yazısı ekindeki soruşturma raporunda; “TIR Karnesinin volet-2 kısmındaki mührün sahte olduğu, eşyanın yurt içinde bırakılıp, aracın NTCS kapsamında farklı yük ile yurt dışı edildiğinden dosyanın başsavcılığa sevki” ifadelerine yer verildiği görülmüş olup, anılan soruşturma raporundaki tespitler incelenerek ve konuyla ilgili ceza davası açılıp açılmadığı araştırılarak ulaşılacak hukuki duruma göre yeniden bir karar verilmek üzere, temyize konu kararın bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 14/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz başvurusu, … no’lu TIR karnesi muhteviyatı eşyaya isabet eden gümrük ve katma değer vergilerinin kefil kuruluş sıfatıyla davacıdan istenilmesine ilişkin işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın bozulması istemiyle yapılmıştır.
TIR Karneleri Himayesinde Uluslararası Eşya Taşınmasına Dair Gümrük Sözleşmesi, (TIR Sözleşmesi) Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu himayesinde hazırlanan ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası bir sözleşme olup, doğrudan uygulanan ve taraflar arasında öncelikle uygulanması gereken kuralları barındıran sözleşmedir. Uluslararası nitelikte olan bu sözleşme, metod olarak maddeler üzerinde düzenlenmiş ve gerek görülen hallerde akit taraflarca nasıl anlaşılması gerektiği noktasında açıklama notlarına yer verilerek bu açıklama notlarının akdin ayrılmaz parçası olduğuna da açıkça yer verilmiştir. Akit ülke iç mevzuatı ancak iş bu sözleşme hükümlerinin atıf yapması halinde veya söz konusu sözleşmede hüküm bulunmaması halinde uygulanabilecektir.(temel hukuk ilkesi)
Sözleşmenin 1. maddesi tanımlar başlıklı olup,
Bu Sözleşmede:
(d) “Bir TIR işleminin sonlandırılması” deyiminden; bir karayolu taşıtının, taşıt dizisinin veya konteynerin yükü ve bu yüke ilişkin TIR karnesi ile birlikte kontrol amacıyla yarış veya çıkış (yol boyu) Gümrük idaresine sunulması;
(e) “Bir TIR işleminin ibrası” deyiminden; TIR işleminin bir Akit Tarafta usulüne uygun olarak sonlandırıldığının Gümrük makamları tarafından tasdik edilmesini ifade eder. bu husus Gümrük makamlarınca, varış veya çıkış (yol boyu) gümrük idaresinde mevcut veri veya bilgilerin hareket veya giriş (yol boyu) gümrük idaresindeki veri veya bilgilerle karşılaştırılması suretiyle saptanır.
(q) “Kefil Kuruluş” deyiminden, TIR rejiminden yararlanan kişilere garantör olmak üzere bir Akit Taraf gümrük makamı tarafından yetkilendirilen kuruluşu ifade eder.
Şeklinde tanımlanmıştır.
Kefil kuruluş olan … Birliği’nin ( …) sorumluluğunun hukuki niteliğininin belirlendiği Sözleşmenin 8. maddesinde, kefil kuruluşun TIR Sözleşmesi ile kendisinden ödeme talebinde bulunmasına sebep olan usulsüzlük sebebiyle ilgili akit tarafın gümrük kanun ve düzenlemeleri uyarınca alınması gereken ithal ve ihraç vergi ve resimleri ile bunlara ilişkin gecikme faizinin teminat altına alınan azami tutara kadar ödemeyi üstleneceği, kefil kuruluşun bu tutarların ödenmesinden bu kişilerle müşterek ve mütesessilen sorumlu olduğu ifade edilmiş; kefil kuruluşun hangi hallerde sorumluluğunun doğacağını düzenleyen 10. maddede ise, bir ülkenin Gümrük Makamlarının, bir TIR işlemi ibra edildiğinde, TIR işlemini sonlandırma belgesi usulsüz veya hile yolu ile elde edilmiş veya sonlandırma gerçekleşmemiş olmadıkça, 8. maddenin birinci ve ikinci fıkralarında sözü edilen paraların ödenmesini kefil kuruluştan talep edemeyecekleri düzenlemesine yer verilmiştir.
Kefil kuruluşun sorumluluğunu gerektiren durumun tespiti doğal olarak yetkili idarenin sonlandırmanın gerçekleşmemiş olması halinde takibi ile, usulsüz veya hile yolu ile elde edildiği durumda ise takibatı ile (denetim elamanı incelemesi ile) ortaya çıkabilecektir. Bu tespitlerden sonra ilgili yükümlülerin haberdar edilmesi ve ödeme talebinde bulunulması gereken süre Sözleşmenin 11. maddesinde düzenlenmiştir. Kefil kuruluş, talep edilen tutarları, kendisinden ödeme talebinde bulunulduğu tarihten itibaren üç ay içinde öder.
Söz konusu maddeye ilişkin açıklama notunda, bu maddede belirtilen usule uygun olarak kefil kuruluştan 8. maddenin 1 ve 2. fıkralarında belirtilen tutarların ödemesi talep edilirse; kefil kuruluşun sözleşmede öngörülen üç aylık süre içinde bunu yerine getirmemesi halinde bu gibi durumlar ulusal kanunlar çerçevesinde kefil kuruluş tarafından imzalanan garanti sözleşmesine uyulmadığı anlamına geldiğinden, yetkili makamların söz konusu miktarın ödenmesini ulusal mevzuata dayanarak talep edebilecekleri; kefil kuruluştan ödeme talebinde bulunulan tarihi takip eden iki yıllık süre içerisinde, söz konusu TIR işlemiyle ilişkili hiçbir usulsüzlüğün yapılmadığı yetkili makamları tatmin edecek şekilde ispat edildiği takdirde, ödenen tutarların, kefil kuruluşa iade edileceği ifade edilmiştir.
Bu durumda, üç ay içinde ödeme yapılması zorunlu olup, usulsüzlüğün yapılmadığı yönünde idarenin tespitinin aksine bir durumun ispat edilmesi halinde ödenen tutarlar iade edilecektir. Yani, idarenin tespitleri ve talebi doğrultusunda ödemenin yapılması zorunlu hale getirilmiş; şayet olayda usulsüzlük olmadığının ispatı halinde tahsil edilen meblağın iade edileceği belirtilerek ispat külfeti kefil kuruluşa yüklenmiştir.
Yukarıda değinilen düzenlemeler bağlamında, ceza davasının açılıp açılmadığı yolundaki değerlendirme TIR Sözleşmesinin mahiyetinin genişletilmesi sonucunu doğuracak olup, idari yargılama ile ceza yargılaması arasında usul ve sonuçları farklı olmasına rağmen, sebep sonuç ilişkisi kurmak suretiyle karar verilmesine neden olacağından Sözleşme bütününe ve 11. maddenin 5. fıkrasının açık hükmüne aykırı olacaktır.
Sözleşmenin 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, iki yıllık süre içinde bu maddenin 2. fıkrasında atıfta bulunulan kişi yada kişilerin ödeme yükümlülüğüyle ilgili hukuki ya da idari takibatların konusu halline gelen TIR işlemlerinde ödeme taleplerinin, yetkili makamların ya da mahkemelerin aldığı kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacağı yolundaki düzenlemede kastedilen hukuki takibat, adli veya idari yargıda görülecek davadır, idari takibat ise, idarenin yapmış olduğu inceleme teftiş vs raporlarıdır. Zira, alacak aslı ile ilgili hukuki bir davanın sonucu müşterek müteselsil sorumlu olan davacı kefil kuruluşu direkt etkileyeceğinden, anılan düzenleme kefil kuruluşun iş bu dava gibi bir iptal davası açmış olması halinde talep süresinin bir yıl uzayacağına ilişkindir.
Sözleşmede, ceza davası ile irtibat kurulmasını gerektirecek bir ibare yer almamaktadır. Ceza davaları, hukuk sistemimizde ayrı ve özel olarak düzenlenmiş olup aksi açıkça belirtilmedikçe yorum ile genişletilmeleri mümkün değildir. Keza, sözleşmenin 36. maddesinde iç hukuka atıf ile usulsüzlüklerin cezayı gerektirmesi halinde cezalandırılacağı düzenlenmiş olup, ödeme yükümlülüğü ile ilgili bir atıfta da bulunulmamıştır.
Bu bağlamda, temyiz incelemesinin var olan ceza davasının konusu ve sonucu ile ilişkilendirilmeksizin yapılması gerekli iken, ceza davasının açılıp açılmadığının tesbiti yolundaki değerlendirme TIR Sözleşmesine ve hukuka aykırı olduğundan, olayda sonlandırma belgesinin usulsüz şekilde veya hile yoluyla elde edildiği … tarih ve … sayılı Soruşturma Raporu ile tespit edilmekle ve ödeme talebinin iki yıllık süre içinde davacıya bildirildiği görülmekle, temyize konu kararın bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyu ile karara gerekçe yönünden katılmıyorum.