Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/7162 E. 2014/9427 K. 07.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7162
KARAR NO : 2014/9427
KARAR TARİHİ : 07.05.2014

MAHKEMESİ : GAZİOSMANPAŞA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/05/2013
NUMARASI : 2011/784-2013/212

Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi,gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği,toplanan delillerden ve özellikle eksiğin tamamlanması suretiyle getirtilen belgelerden dava konusu 6749 ada 14 ve 1 parsel sayılı taşınmazların öncesini oluşturan 2470 parsel sayılı kadastral parselde davacının bayiinin murisleri İ.. K.. ile davalının miras bırakanı A.. Y.. K.. paydaş iken, Gaziosmanpaşa Belediye Encümeninin 12.12.1999 tarih 307 sayılı kararı ile 3290/2981 Sayılı İmar Affı Yasasının 10/b ve c maddesi gereğince anılan taşınmazı da kapsayan alanın imar şuyulandırılmasına tabi tutulduğu ve imar parsellerinin oluştuğu, uygulama ile ilgili olarak bir kadastro tutanağı düzenlenmediğinden uygulamanın 10/c maddesi uyarınca yapıldığı izlenimi uyandığı, 3708 ada 9 parsel sayılı taşınmazın İ.. K.. adına tam hisse,3708 ada 3 parselin ise A.. Y… K… adına tam hisse ile 21.06.1999 tarihinde tescil edildiği, 3708 ada 9 sayılı parselin 08.11.2002 tarihinde satış suretiyle davacıya intikal ettiği,İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2002/1486 E. 2004/2433 K. sayılı ilamı ile imar işleminin iptaline karar verildiği,bu karara istinaden Gaziosmanpaşa Belediye Encümeninin 10.11.2009 tarih 885 sayılı kararı ile 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesi ile 3290/2981 Sayılı İmar Affı Yasasının Ek-1 maddesi gereğince yeniden imar uygulaması yapılarak 3708 ada 9 parselin 6749 ada 10 parsel olarak davacı adına tam hisse,3708 ada 3 parselin ise 6749 ada 1 parsel olarak A.. Y.. K.. adına tam hisse ile 25.01.2010 tarihinde yazıldığı 6749 ada 1 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin (sicil kaydının) 12.08.2010 tarihinde davalıya intikal ettirildiği, 6749 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tevhit ve ifraz işlemleri neticesinde 6749 ada 14 parsel sayılı taşınmazın oluştuğu ve 20.09.2010 tarihinde davacı adına tam hisse ile tescil edildiği, karar tarihinden sonra 19.09.2013 tarihinde 6749 ada 14 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulduğu ve 2,4,6,7 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin davacı adına kayıtlandığı, keşif sonucu düzenlenen bilirkişi rapor ve krokisine göre 6749 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki yapının 53,82 m2 lik bölümünün 6749 ada 14 parsel sayılı taşınmaza taşkın olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde acıkca vurgulanmıştır. Nevar ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın 1605 sayılı yasa ile degişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça ( mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür.Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır. 2981 sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik 10/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettigi bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olaya gelince; imar parsellerinin oluşmasından sonra çekişmeli yapının inşaa edildiğinin saptanması halinde mahkemece öngörüldüğü anlamda hüküm kurulması gerekeceğinde kuşku yoktur.Ancak,tecavüzlü durumun imar uygulaması ile meydana geldiği belirlendiği takdirde 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesi hükmünün gözetilmesi gerekeceği de tartışmasızdır. Ne var ki, davalıya ait yapının imar uygulaması sonucu davacı parselinde kalıp kalmadığı yeterince araştırılmış değildir.
Hal böyle olunca;teknik bilirkişiler aracılığıyla yerinde yeniden keşif yapılıp, yukarıda açıklanan ilkeler de gözetilerek tecavüzlü yapının ne zaman yapıldığının ( imar öncesi mi sonrası mı) kesin biçimde saptanması,bu yönde yerel bilirkişilerin bilgilerine başvurulması,yapının imar parsellerinin oluşmasından önce inşaa edildiğinin belirlenmesi halinde İmar Yasasının 18. maddesi hükmünün uygulanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazı belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.