YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5026
KARAR NO : 2014/5261
KARAR TARİHİ : 11.03.2014
ESAS NO : 2013/5026
KARAR NO : 2014/5261
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2012
NUMARASI : 2010/396-2012/513
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.03.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat T. Ş. ile temyiz edilen vekili Avukat U. D. T. geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen İhbar Olunan K.. V.. gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu kargir dükkan vasıflı 68 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının olmadığı,çekişmeli taşınmaza komşu 56, 57 ve 77 parsellerin ise davalı A. H. adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, kayden maliki olduğu çekişme konusu dükkanın davalıların haksız müdahalesi ve işgali ile duvarlarının yıkıldığını ve komşu 77 ve 56 nolu parsellerle birleştirilerek kullanıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Davalı A. H, K., dava konusu taşınmazın sağında ve solunda bulunan 77, 56, 57 sayılı parsellerin sahibi olduğunu, bu parseller arasında davaya konu olan duvarın fiiliyatta mevcut olmadığını, tapu müdürlüğünden ve kadastro müdürlüğünde yapılan araştırmalarda da davaya konu edilen ve 77 parsel ile 68 parsel arasında 1983 yılında ve daha sonraki yapılan ölçü krokisinde ve tasarruf krokisinde herhangi bir duvarın mevcut olmadığını belirtmiş;diğer davalı M. A. K. San.ve Tic.Ltd Şti vekili, müvekkili şirketin dava konusu taşınmazı 1988 yılından bu yana kiracı olarak en son 01/01/2010 tarihinde düzenlenen sözleşme ile Kumkapı Meryem Ana Ermeni Kilisesi Dirasular Vakfından kiraladığını, kira bedelinin ödendiğini, şirketin taşınmazı kiraladığı günden bugüne davaya konu edilen duvarın var olmadığını savunmuş; davalı A.. S.. vekili de, müvekkilinin dava konusu taşınmazla doğrudan bir ilgisinin olmadığını, diğer davalı M. A. K. San.ve Tic. Ltd. Şti’nin %19 ortağı olduğunu, taşınmazı kullanan kişi ya da maliki olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; davalı Atilla hakkındaki davanın husumet nedeni ile reddine, meni müdahale davası yönünden davalı şirket ve davalı Ahmet hakkındaki davasının kabulü ile davalının 68 parsele müdahalesinin menine taşınmazın davacıya teslimine,davacının duvar bedeli ile ilgili açtığı davanın reddine, taşınmazın davacıya 68 parsele bitişik ve davalı Ahmet Hamdiye ait 77 ve 56 parsellerdeki dükkanlar ile aradaki duvar örülmek sureti ile teslimine bu konuda İİK 30. mad uygulanmasına karar verilmiştir.
Mahkemece; kayden davacıya ait çekişme konusu taşınmazın davalı şirket tarafından kullanıldığı belirlenmek ve benimsenmek suretiyle davalı şirket yönünden el atmanın önlenmesine karar verilmesinde ve davalı Atilla’nın dava konusu yeri kullanmadığı sabit olduğundan onun hakkındaki davanın, ayrıca yapılan uygulama, taraf delillerinin değerlendirilmesi sonucunda,taşınmazlar arasındaki duvarın kimin tarafından kaldırıldığının tespit edilememesi karşısında, davacının duvar bedeli ile açtığı davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ne var ki; dava dilekçesinin içeriği ve safahattaki davacının beyanından davalıların dükkanlar arasındaki duvarı yıktıklarından bahisle duvarın yıkılmasında doğan zarar tazmini davada talep ve dava edilmiş,mahkemece ”… taşınmazın davacıya 68 parsele bitişik ve davalı A H. ait 77 ve 56 parsellerdeki dükkanlar ile aradaki duvar örülmek sureti ile teslimine bu konuda İİK 30. mad uygulanmasına karar verilmiş ” ise de davacının mahkeme kararında yazılı olduğu şekilde bir talebi bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere; taraflar arasındaki çekişme hangi hususa ilişkin ise taleple bağlı kalınarak çekişmenin giderilmesi asıldır. Anılan bu kural, HMK.’nun 26.maddesi hükmünün bir gereği olup, istek dışına çıkılarak karar verilemez.
Öyle ise mahkemece duvarın davalılar tarafından örülmesine ilişkin hükmü yerinde değildir.
Ayrıca; davalılardan A.. H..’nin komşu 56, 57 ve 77 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğu, dava konusu taşınmaza müdahalesinin bulunmadığı, sadece malik olması sebebiyle müdahale ettiğinin kabulünün doğru olmadığı tartışmasızdır.
Hâl böyle olunca, duvar örülmesine ilişkin kabul kararı yerinde olmadığından ve davalılardan A.. H..’nin taşınmaza bir müdahalesinin bulunmadığı anlaşıldığından yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 11.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.