YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19345
KARAR NO : 2014/7259
KARAR TARİHİ : 07.04.2014
MAHKEMESİ : KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/04/2013
NUMARASI : 2012/252-2013/92
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil-tazminat davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleştirilen davanın, usulden reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ….raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Asıl ve birleştirilen dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yargılama sırasında ölen davacının, mirasçılarının davaya dahil edilmesi için verilen kesin sürede, mirasçıların vekaletnamelerinin sunulmadığı ve terekeye temsilci atanmadığı gerekçesiyle taraf teşkili sağlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, davacı M.. T..’in 11.5.2012 tarihinde öldüğü, 3.7.2012 tarihli celseden itibaren davacı vekiline, davacının mirasçılarını davaya dahil etmek üzere süre verildiği, 21.3.2013 tarihli celsede, bazı mirasçıların vekaletnamelerinin temin edilememesi nedeniyle davacılar vekilinin miras şirketine temsilci atanması için dava açmak üzere süre talep ettiği, mahkemece bu talebin sonraki (11.4.2013 tarihli) celsede değerlendirilmesine karar verildiği, ne var ki 11.4.2013 tarihli celsede bu yönde bir değerlendirme yapılmadan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 701-703. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK’nun 701 maddesinde (…Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
TMK’nun 702/2. maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne varki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (11.l0.982 tarih l982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.
Somut olayda, davacının mirasçılarından M.. T.. ve F.. A..’un davada yer almalarının sağlanamadığı, mirasçı F.. A..’un davalı Talip ile akrabalık ilişkisi ve diğer mirasçılarla arasındaki husumet nedeniyle davaya muvafakat vermediği anlaşılmış olmasına rağmen mahkemece miras şirketine temsilci atanması konusunda davacı vekiline usulünce süre verilmeden sonuca gidildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca, davacı M.. T..’in mirasçıları olan M.. T.. ve F.. A..’un açılan davaya muvafakatlerinin sağlanamayacağı gözetilerek miras şirketine TMK’nun 640. maddesi uyarınca temsilci atanması için davacı vekiline usulünce süre verilmesi, belirtilen sürede gerekli usuli eksiklik tamamlandığı takdirde işin esasının incelenmesi, aksi takdirde davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.