YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/273
KARAR NO : 2014/11026
KARAR TARİHİ : 04.06.2014
: KÜÇÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/04/2012
NUMARASI : 2008/488-2012/234
Taraflar arasında birleştirilerek görülen muarazanın önlenmesi, tazminat, irtifak hakkına elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı (birleşen davanın davalısı) tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.04.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat S.A.. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat ve İhbar olunan K.. B.. vekili Avukat gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi D.A.. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Asıl dava muarazanın önlenmesi ve tazminat, birleşen dava ise irtifak hakkına elatmanın yıkım suretiyle giderilmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 5832 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bodrum, zemin ve üç normal kattan oluşan yapı bulunduğu, kat irtifakı tesis edilen yapıda 16 bağımsız bölümün mevcut olduğu, yıkımı istenilen üçüncü katta yer alan 14, 15 ve 16 numaralı bağımsız bölümlerin davacı H.. E.. adına, 13 numaralı bağımsız bölümün ise dava dışı Hasan Hoca Hüseyin adına kayıtlı olduğu, diğer katlardaki bağımsız bölümlerde ise yine dava dışı maliklerin bulunduğu, öte yandan ana taşınmazın tapu kaydında 06.09.1962 yılında Türkiye Elektrik Kurumu Genel Müdürlüğü lehine enerji nakil hattı geçirmek üzere irtifak hakkı tesis edildiği, anılan enerji nakil hattı nedeniyle K.. B.. tarafından yapı ruhsatı verilmeden önce binanın yükseklik değerlerinin belirlenmesi bakımından TEİAŞ İstanbul (Avrupa) 1. İletim Tesis ve İşletme Grup Müdürlüğünden görüş sorulduğu, ilgili birim tarafından 31.01.2007 tarih ve 599 sayılı yazı ve ekindeki krokilerde yapılacak binanın yüksekliğinin azami 16.72 metre olması gerektiğinin bildirildiği, belediyece verilen 17.08.2007 tarihli yapı ruhsatında ise binanın en yüksek kotunun 11.30 metre olarak belirlendiği, ancak yapının yükseklik ölçüsünün 31.01.2007 tarihli yazı ve ekindeki krokide gösterilen 11.72 metreden az olmasına karşın enerji nakil hattı ile bina arasında bulunması gereken 5 metrelik güvenlik mesafesinin ihlal edildiğinin saptandığı anlaşılmaktadır.
Davacı H.. E..; dava konusu taşınmaz üzerine inşa edilecek binanın yükseklik değerlerinin davalı TEİAŞ tarafından bildirildiğini, bu ölçülere göre göre belediyeden yapı ruhsatı alındığını ve ruhsata uygun bir şekilde binanın son aşamaya getirildiğini, ancak davalı Kurumun yüksek gerilim hattı ile bina arasındaki mesafenin 5 metreden az olduğunu belirterek son katın yıkımını istediğini, bu şekilde muaraza yarattığını, oysa ki Kurum tarafından belediyeye bildirilen kotlara uygun şekilde inşaatın yapıldığını, güvenlik mesafenin 5 metreden az olmasının tamamen davalının yanlış ölçüm yapmış olmasından kaynaklandığını, yıkım halinde hiçbir kusuru olmadığı halde büyük bir zarara uğrayacağını, tüm binanın da yeniden tadilattan geçmesi gerektiğini ileri sürerek, muarazanın önlenmesi ve tazminat istekleri ile asıl davayı açmıştır.
Birleşen davada ise davacı TEİAŞ; 5832 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında irtifak hakları bulunduğunu, taşınmaz üzerindeki üç katlı binanın emniyet mesafesini ihlal ettiğini ileri sürerek, binanın üçüncü katının yıkılması suretiyle irtifak hakkına elatmanın önlenmesini isteğinde bulunmuştur.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmaz üzerine inşa edilen binanın ruhsatlı olduğu sabittir. Mahkemece yapılan keşif sonucu tanzim edilen 10.05.2010 tarihli bilirkişi raporunda ve yine 27.03.2008 tarihli tespit raporunda enerji nakil hattı ile bina arasında bulunması gereken 5 metrelik güvenlik mesafesinin ihlâl edilmiş olmasının 31.01.2007 tarihli ve 599 sayılı yazı ekindeki krokide tel yüksekliğinin ve dolayısıyla emniyet mesafesinin yanlış hesaplanmış olmasından kaynaklandığı belirtildiğine, TEİAŞ nin de 05.03.2008 tarihinde binanın güvenlik mesafesine uygun olmadığını ihtar ile davacıya bildirdiğine, davacının da 19.03.2008 tarihinde mahkeme vasıtasıyla yaptırdığı tespitte üçüncü katı inşa edilen binanın tratuvar hariç en yüksek kotunun 11.18 metre olarak saptandığına göre, mevcut olan hatalı durumun ortaya çıkmasında davacıya (birleşen davanın davalısına ) bir kusur yüklenemeyeceği de açıktır.
O halde mahkemece, uzman bilirkişiler vasıtası ile mahallinde yeniden keşif yapılarak binanın belirli bir plan ve proje kapsamında yapılmış olması ve ihtar tarihindeki mevcut durumu dikkate alınmak suretiyle, çekişmenin başka bir yöntemle giderilip giderilemeyeceği hususunun öncelikle araştırılması, bu çerçevede elektrik hattının yükseltilmesi veya yerinin değiştirilmesinin mümkün olup olmadığının saptanması, böyle bir yöntemle uyuşmazlığın giderilebileceğinin belirlenmesi halinde sonucuna göre bir karar verilmesi, aksi halde yıkım gerekir ise; birleşen davada yıkımı istenilen üçüncü kattaki 13 numaralı bağımsız bölümün dava dışı H. H..’e ait olduğu, ancak o kişinin davada yer almadığı, bu durumda onun hukukunun olumsuz etkileneceği ve telafisi imkansız zararların doğacağı gözetilerek adı geçen kişinin davada yer alması sağlandıktan sonra, üçüncü katın yıkımı halinde binanın tamamının zarar görüp görmeyeceği ve davacının uğrayacağı zararın miktarı saptanarak, sonucuna göre davacının tazminat isteğinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen hususlar araştırılmadan ve noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olması değildir.
Davacı H.. E..’nin ( birleşen dava davalısının) asıl ve birleşen davaya yönelik temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.