YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21675
KARAR NO : 2014/11177
KARAR TARİHİ : 05.06.2014
MAHKEMESİ : KADİRLİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/04/2013
NUMARASI : 2013/37-2013/265
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davalı B.. G.. ve O.. G.. tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava; paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca çekişme konusu taşınmazlardan 173 parsel sayılı taşınmazın dava dışı DSİ adına kayıtlı olduğu saptanarak bu parsele yönelik davanın husumet yönünden reddine, diğer dava konusu paylı mülkiyete tabi 177, 178 ve 184 parsel sayılı taşınmazlar bakımından ise tüm paydaşları bağlayan fiili kullanma biçiminin oluşmadığı, davacılar bakımından intifadan men koşulunun gerçekleştiği gözetilerek davanın davacıların payı oranında kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Hemen belirtilmelidir ki; elatma olgusu haksız bir eylem olup Türk Medeni Kanunu’nun (T.M.K.) 683. maddesi hükmünden kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarının haksız fiil kimin tarafından gerçekleştirilmiş ise ona karşı açılacağı, başka bir ifade ile husumetin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 50. maddesi (1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 38. maddesi ) hükmü uyarınca eylemi yapan kişiye yöneltilmesi gerekeceği tartışmasızdır.
Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olay değerlenderildiğinde; çekişmeye konu taşınmazlarda davalılardan B.. G..’nın kullandığı bir bölümün bulunmadığı dosya kapsamı ile sabit olduğu halde aleyhine açılan davanın kabulü ile harç, yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulmuş olması doğru olmadığı gibi aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan her bir davalının farklı taşınmazı kullandığı dikkate alınarak dava değerinin her bir davalı için kullandıkları taşınmazların ayrı ayrı değerleri belirlenerek her bir davalının kullandığı taşınmazın değeri gözetilerek yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yargılama giderlerinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması da isabetsizdir.
Kabule göre de; dava konusu taşınmazlardan 173 parsel sayılı taşınmaz bakımından dava reddedildiğine göre davalılardan B.. G..’nın davada vekille temsil edildiği gözetilerek reddedilen taşınmazın dava değeri bakımından yararına Avukatlık Ücret Tarifesine göre avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilmiş olması isabetsizdir.
Davalı B.. G.. ve O.. G..’nın bu yöne temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.