Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/18623 E. 2014/5489 K. 12.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18623
KARAR NO : 2014/5489
KARAR TARİHİ : 12.03.2014

ESAS NO : 2013/18623
KARAR NO : 2014/5489
MAHKEMESİ : ELBİSTAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/05/2013
NUMARASI : 2011/470-2013/271

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, kapı, pencere, balkon ve su giderlerinin kaldırılması isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davalıya ait evin davacı taşınmazına bakan salonundaki bir adet pencerenin kapatılmasına, balkonun aynı cepheye bakan kısmının duvar örülerek kapatılmasına, davacı taşınmazının tecavüze konu olan 16,23 m2’lik kısmı için 486,90-TL bedelin davacıya ödenmesine ve bu kısmın tapusunun iptali ile davalı adına tesciline karar verilmiştir.
Çekişme konusu 399 parsel sayılı taşınmazda davacının paydaş olduğu, komşu 397 ve 396 parsellerin müstakilen davalı adına kayıtlı olduğu sabittir. 10.12.2009 tarihinde 2 kadastro teknisyeni ile yapılan ölçümde 396 ve 397 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan evin, davacıya ait 399 parsele 16,23 m2 tecavüzlü olduğunun tespit edildiği, 21.12.2010 tarihinde Elbistan Sulh Hukuk Mahkemesince (2010/1060 E) 2 fen bilirkişisi ile yapılan keşifte, pafta ile zemin arasında uyumsuzluk olduğu, 396 ve 397 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan evin davacıya ait 399 parsele paftasına göre 43,91 m2, ölçü ve sınırlandırma krokilerine göre 4,22 m2 tecavüzlü olduğunun belirlendiği, 10.4.2012 tarihinde mahkemece 1 fen bilirkişisi ile yapılan keşifte 396 ve 397 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan evin davacıya ait 399 parsele 16,23 m2 tecavüzlü olduğunun, su arklarının davacı parseline verildiğinin tespit edildiği, 13.11.2012 tarihinde 2 fen bilirkişisi ile hassas ölçüm yapılarak icra edilen keşifte ise davalıya ait evin davacıya ait 399 parsele 8,65 m2 tecavüzlü olduğunun tespit edildiği, mahkemece bu raporlardan 15.11.2012 tarihli olana itibar edilmesine rağmen 16,23 m2 tecavüz olduğu kabul edilerek sonuca gidildiği görülmektedir.
Öte yandan, davalı binasındaki pencerelerin davacıya ne gibi bir zarar verdiği kanıtlanamadığı gibi davalının temliken tescil savunması da bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere; taraflar arasındaki çekişme hangi hususa ilişkin ise; taleple bağlı kalınarak çekişmenin giderilmesi asıldır. Anılan bu kural, 6100 sayılı HMK.’nun 26.maddesindeki ”Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.” hükmünün bir gereği olup, istek dışına çıkılarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; mahallinde 3 fen bilirkişisi eşliğinde yeniden keşif yapılarak çekişme konusu taşınmaza tecavüzlü bölümün duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, davalının temliken tescil savunmasında bulunmadığının gözetilmesi, pencerenin davacıya ne gibi bir zarar verdiği kanıtlanamadığından bu isteğin reddine karar verilmesi gerekirken çelişkili raporlardan birine itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, bir an için davalının temliken tescil savunmasında bulunduğu kabul edilse bile, davalının iyi niyetli olup olmadığı, yıkımın fahiş zarar doğurup doğurmayacağı üzerinde durulmadığı gibi, taşkın binanın yer aldığı bölümün ifrazının mümkün olup olmadığı da araştırılmamıştır.
Davalının temyiz itirazları değinilen yönler itibariyle yerindedir. Kabulüyle hükmün, açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.