YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4829
KARAR NO : 2014/11144
KARAR TARİHİ : 05.06.2014
MAHKEMESİ : SİLİVRİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/10/2013
NUMARASI : 2012/522-2013/352
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi..’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkin olup, davacının çekişme konusu taşınmazlarda paydaş olmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar Yargıtay 14. Hukuk Dairesince; ” Davacının kapalı kayıtlarda düzeltme isteminde bulunmasında hukuki yararı mevcut olup, yeni oluşan tapu kayıtlarında malik olmadığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin doğru olmadığı, çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince davacının talebi tespit olarak nitelendirilerek davacıların murisinin ortaklığın giderilmesinden önce paylı malik olduğunun tespitine ilişkin araştırma yapılarak tespit hükmü kurulması gerektiği ” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama neticesinde talebe konu taşınmazlarda davacıların miras bırakanının ortaklığın giderilmesi davasından önce paylı malik olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; bozmaya uyulmuş olmakla bozma gereklerinin aynen yerine getirilmesi zorunlu olup, bu durum usulü kazanılmış hakkın bir gereğidir.
Ne var ki, mahkemece bozma kararına uyulmasına karşın bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme imkanı yoktur.
Şöyle ki; bozma ilamında açıkça davacıların miras bırakanlarının ortaklığın giderilmesinden önce çekişme konusu taşınmazlarda malik olduğunun tespitine ilişkin araştırma yapılması gerektiği vurgulandığı halde, bu konuda mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı, özellikle; çekişme konusu taşınmazlar hükmen tapuya tescil edildikleri halde, tescile dayanak mahkeme kararı ile dava dosya veya dosyalarının getirtilip incelenmediği, kayıtlarda yeraldığı şekilde ”Salih oğlu M. B..’ adında İstanbul merkez, bağlı ilçe, belde ve köy nüfusuna kayıtlı herhangi bir kişinin kaydının bulunup bulunmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden sorulmadığı, ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyasının getirtilip o dosyadan kayıt maliki ”Salih oğlu M. B..ın” ne şekilde temsil edildiğinin belirlenmediği, yargılama sırasında ölen davacı M.. B..’ın anne, baba ve kardeşleri ile kardeşlerini gösterir nüfus kayıtlarının istenmediği görülmektedir.
Hal böyle olunca; bozma ilamında belirtilen ilkeler ve yukarıda belirtilen olgular doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 05.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.