YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2631
KARAR NO : 2014/9528
KARAR TARİHİ : 08.05.2014
MAHKEMESİ : ÇANKIRI SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2013
NUMARASI : 2013/874-2013/1442
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Davacı, kadastro tespit çalışmaları sırasında 591 ada, 52 95 ve 382 ada, 5 parsel sayılı taşınmazların sicil kaydında baba adının “İsmail Çalar” yazılması gerekirken hatalı olarak “İsmail Çağlar” yazıldığını ileri sürerek tapukaydının nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesiune karar verilmesini istemiştir.
İlgili Tapu Müdürlüğü, iddiaların kanıtlanması gerektiğini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; tapu kaydında düzeltme yapılması istenen paylı mülkiyete tabi, 591 ada, 95 52 ve 382 ada, 5 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin 10/07/1952 tarih, 30 sıra nolu tapu kaydına dayalı olarak 29/12/1989 tarihinde yapıldığı, tespitin dayanağını teşkil eden tapu kaydının getirtilmediği, taşınmazlardan 382 ada, 5 parsel sayılı taşınmazın yer aldığı K… Mahallesinde aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin olup olmadığının sorulması ile yetinildiği ancak taşınmazların bulunduğu Karataş Mahallesinde aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup-bulunmadığının tespiti amacıyla yukarıda açıklandığı şekilde gerek nüfus müdürlüğü ve gerekse kolluk araştırmasının yapılmadığı görülmektedir.
Hal böyle olunca; 591 ada, 95 52, 382 ada, 5 parsel parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitine dayanak tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm geldi- gitti kayıtları ile birlikte getirtilmesi, taşınmazların bulunduğu K.. Mahallesi yanısıra Karataş Mahallesinde aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin olup olmadığının gerek nüfus müdürlüğü ve gerekse kolluk aracılığıyla araştırılması, aynı kimlik bilgilerine sahip kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının gönderilmesi halinde bu kişi veya kişilerin ölü olmaları halinde yasal mirasçılarının duruşmaya çağrılarak, talebe konu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığının sorulması (mülkiyet hakkı iddiasında bulunmaları halinde artık bu davanın çekişmesiz yargı usulüne göre Sulh Hukuk Mahkemesinde görülebilmesine imkan bulunmadığından davacı tarafından mülkiyet iddiasında bulunanlar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde çekişmeli yargı usulüne göre ayrı bir dava açılması gerekli olmakla, temyize konu davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi) , tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanâat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılıp tanıklar ve kadastro tespitinin 1989 tarihinde yapıldığı gözetilerek tespit bilirkişilerinin taşınmaz başında dinlenmesi, tapu kaydında kimlik bilgileri düzeltilmesi istenen kişinin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde inceleme yapılması, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı Tapu Sicil Müdürlüğünün bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.