YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5663
KARAR NO : 2014/7315
KARAR TARİHİ : 08.04.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/12/2012
NUMARASI : 2010/149-2012/594
Taraflar arasında görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.04.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat Y.M.ile temyiz edilen vekili Avukat G. G. geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, alacak istemine ilişindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden; çekişme konusu 2063 ada 77 parsel sayılı taşınmazın İstanbul Belediyesi adına kayıtlı olup, tapu kaydında D. D. S. D.N. A. ve İ. G.adına tahsis şerhinin bulunduğu, sonrasında taşınmazın imar uygulamasına tâbi tutularak 10295 ada 1,2,3,4,5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların İ. Belediyesi adına tescil edilip, 10295 ada 1 nolu parselin A.D.ve davalı Ö.. N..’a satış suretiyle temlik edildiği, diğer parsellerin de dava dışı kişilere satış suretiyle devrinden sonra 10295 ada 1,2,3,4,5 ve 6 nolu parsellerin tevhit edilerek 10295 ada 19 nolu parselin oluştuğu ve bu taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurularak 7 ve 29 nolu bağımsız bölümlerin dava dışı İbrahim Güler adına tescil edildiği, Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.06.2005 tarihli ve 2000/954 E. 2005/445 K. sayılı dosyası ile davacı Ö.. N.. tarafından davalı İ. G.aleyhine vekâlet görevinden dolayı sebepsiz zenginleşme nedenine dayanan alacak istemiyle dava açıldığı ve davanın kabulüne karar verilerek kararın 24.09.2007 tarihinde kesinleştiği, 10295 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki 7 ve 29 nolu bağımsız bölümlerin davalı Ö.. N.. adına kayıtlı olduğu görülmektedir.
Davacı, 2063 ada 77 parsel sayılı taşınmazda annesi olan D. D.adına tahsis şerhi bulunduğunu davalı ile kardeş olduklarını ve davalıya belediyece devri yapılan taşınmazda kardeşler arasında yapılan anlaşma gereğince kendisinin de ortak olduğunu, Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.06.2005 tarihli ve 2000/954 E. 2005/445 K. sayılı dosyası ile davalı Özden lehine hükmedilen tazminatın yarısının kendisine verilmesi gerektiğini ileri sürerek alacak istemiyle eldeki davayı açmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33.(1086 sayılı HUMK’un 76.) maddesine göre, olayları bildirme görevi davanın taraflarına, bildirilen olaylara göre, hukuki nitelendirme ve uygulanacak kanun hükümlerini bulup uygulamak görevi hâkime aittir. İddianın ileri sürülüş biçimine ve dava dilekçesine göre, taraflar arasındaki ilişkinin inanç sözleşmesinden kaynaklandığı sabittir.
Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar.
İnanç sözleşmelerinin tarafları arasında, onların gerçek iradelerini ve akitten amaçladıklarını yansıtması bakımından geçerli olup; taraflarına Borçlar Kanunu çerçevesinde nisbi haklarını talep etme olanağını verir.
Bu tür uyuşmazlıklar, 5.2.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir.
Somut olayda, davacı tarafın inanç sözleşmesi niteliğindeki iddiasının 5.2.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen şekilde bir yazılı delille kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.100.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.