YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8805
KARAR NO : 2014/12601
KARAR TARİHİ : 30.06.2014
MAHKEMESİ : VAN SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/01/2014
NUMARASI : 2013/502-2014/87
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddianın ispat edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının, kayden maliki olduğu çekişme konusu 279 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında sehven baba adının “Hüsrev” olarak yazıldığını ileri sürerek, anılan kayıtta baba adının nüfus kayıtlarına uygun şekilde “Demir” olarak düzeltilmesi isteğiyle eldeki davayı açtığı, yargılama sırasında sunduğu dilekçe ile 14, 65, 85, 88, 90, 105, 179, 274 ve 551 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında da baba adının nüfus kayıtlarına uygun şekilde düzeltilmesini istediği, duruşmadaki beyanında ise 14 parselin sehven yazıldığını bildirdiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 176. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah; taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yöntem olup; iddia ile savunmanın genişletilmesi yasağının istisnalarından biridir. Gerek öğreti gerekse Yargıtay, ıslah yoluyla davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini, aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Vurgulamakta yarar vardır ki, kısmi bir dava açılmışsa, bu davanın kalan kısmı yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ıslaha konu olabilecektir. Ancak, bir dava konusu bizatihi kendisi davayı oluşturuyor ise, burada kısmi dava bulunmadığından ıslah edilebilecek bir dava da bulunmamaktadır. (Örneğin; Bir taşınmazın tamamı hakkında iptal ve tescil istemiyle açılan davada, davanın konusunu bu taşınmazın bizatihi kendisi teşkil etmekle, bu taşınmazdan başka bir taşınmaz davaya dahil edilmek istenirse bu halde ıslah söz konusu olamayacaktır).
Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (Yargıtay HGK’nun 29.06.2011 tarih, 2011/1-364 E., 2011/453 K.)
Bu nedenle başlangıçta dava konusu edilmeyen 14, 65, 85, 88, 90, 105, 179, 274 ve 551 parsel sayılı taşınmazların ıslahla dava konusu haline getirilmesinin mümkün olmadığı, başka bir ifadeyle dava konusu edilmeyen taşınmazların hukuken; dava konusu edilen taşınmaza nazaran ayrı bir müddeabih olması nedeniyle ancak ayrı bir davanın konusunu teşkil edeceği açık olduğu halde mahkemece bu taşınmazlara ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan; çekişme konusu 279 parsel sayılı taşınmazın edinme sebebinde kadastro tespiti davalı veya komisyonda itirazlı yazdığından buna ilişkin belgelerin getirilmediği, ayrıca davacının nüfus kayıt bilgilerinde, kadastro tespitinden sonraki yıllarda idari düzeltmelerin yapıldığı, ancak bu hususun irdelenmediği görülmekte olup, eksik soruşturma ile yetinilerek karar verilmiş olması da doğru değildir.
Kabule göre de; davacıdan tahsili gereken ve başlangıçta peşin olarak alınan maktu karar ve ilam harcının davalının harçtan muaf olduğu gerekçesiyle iadesine karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.