Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/6955 E. 2014/9484 K. 08.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6955
KARAR NO : 2014/9484
KARAR TARİHİ : 08.05.2014

MAHKEMESİ : TARSUS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/04/2013
NUMARASI : 2012/165-2013/181

Taraflar arasında görülen tazminat davası sonunda, yerel mahkemenin görevsizliğine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Davacılar, miras bırakan babaları Y.. A..’in bankadan temin ettiği kredi ile davaya konu Adana, P.., H.. Köyü, 122 ada 21 parsel sayılı taşınmazı satın aldığı halde, muvazaalı olarak davalı ikinci eşi adına tescil ettirdiğini, davalının da bu taşınmazı daha sonra dava dışı E.. D.. isimli kişiye sattığını, son temlikin muvazaalı olup olmadığını bilmedikleri için tapu iptal ve tescil istemediklerini belirterek, taşınmazın gerçek değeri üzerinden miras paylarına karşılık olarak şimdilik 15.000.-TL’nin 16.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istekli eldeki davayı açmışlar, son celse davacılar vekili; davayı ıslah ettiklerini, muris muvazaası sebebi ile tapu iptal ve tescile, mümkün olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istediklerini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın muris muvazaası sebebi ile tapu iptal ve tescil olarak ıslah edildiği, çekişme konusu taşınmazın Pozantı’da bulunduğu, taşınmazın aynına yönelik davada yetkili olmadığı gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine, HMK’nin 20. maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli ve yetkili Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde hükmün kapsamının hangi hususları içereceği düzenlenmiş olup, aynı maddenin (c) fıkrasında ”Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerini” içermesi gerektiği belirtilmiştir. Aynı Yasanın 298/2. maddesinde ise ”Gerekçeli karar, tefhim olunan hüküm sonucuna aykırı olamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme ile, duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçe arasında farklılık yaratılamayacağı kuralı kabul edilmiştir.
Bilindiği üzere, mahkeme kararları gerekçesi ve hüküm fıkrası ile bir bütün olup, gerekçe ile hüküm sonucu arasında açık bir çelişkinin bulunmaması asıldır. Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilkesini zedeler.
Somut olayda, mahkemece, kısa kararda; ”Mahkememizin görevsizliğine” şeklinde hüküm kurulduğu halde, gerekçeli kararda “Taşınmazın Pozantı ilçesinde bulunduğu, davanın gayrimenkulün aynına ilişkin olduğu, mahkememizin yetkili olmadığı, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu anlaşıldığından mahkememizin yetkisizliğine” şeklinde gerekçe yazılarak yukarıda açıklanan ilke ve yasa hükümleri gözardı edilmek suretiyle tefhim olunan hükme aykırı gerekçeli karar yazılması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yerolmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.