YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10449
KARAR NO : 2014/12666
KARAR TARİHİ : 30.06.2014
MAHKEMESİ : KORKUTELİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/10/2012
NUMARASI : 2005/299-2012/595
Taraflar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil, tapu iptali, tescil davası sonunda, yerel mahkemece davacı (birleşen davanın davalısı) adına oluşan tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne, haksız işgal bulunmadığından ecrimisil isteğinin reddine, elatmanın önlenmesi isteği yönünden davanın açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen karar davacı (birleşen davanın davalısı) H.. A.. vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleşen dava yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davacı (birleşen davanın davalısı) adına oluşan tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne, haksız işgal bulunmadığından ecrimisil isteğinin reddine, elatmanın önlenmesi isteği yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden davalı-birleşen davanın davacılarının mirasbırakanları M. K.. ile davacı-birleşen davanın davalısı Hanife’nin kayden paydaşı oldukları çekişme konusu 339 parsel sayılı taşınmazın 18/144 ve 126/144 payı öncesinde davacı Hanife adına kayıtlı iken, 18.3.1966 tarih, 423 yevmiye numaralı akit düzenlenerek, taşınmazın tamamının dava dışı 19 ve 477 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte davalı (birleşen davanın davacılarının) murisine satış suretiyle temlik edildiği, ancak resmi aktin sicile 18/144 pay üzerinden yansıtıldığı, 126/144 payın satıcı olan Hanife üzerinde bırakıldığı, devriden sonra taşınmazın kayıt maliki Mehmet Karabacak, ardından mirasçıları olan davacılar tarafından kullanıldığı sabittir.
Ne varki davacı Hanife, 18.3.1966 tarih, 423 yevmiye numaralı satış senedinin sahte olduğunu savunduğuna göre öncelikle bu hususun açığa kavuşturulması zorunludur. Ne var ki mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmış değildir.
Hal böyle olunca, öncelikle resmi akitte davacının isminin altında bulunan ibarenin parmak izi mi, mühür mü olduğunun açıklığa kavuşturulması, akit tanıkları sağ iseler çağrılıp dinlenmeleri, resmi akitteki parmak izinin/mührün davacıya ait olup olmadığının, diğer deyişle belgenin sahte olup olmadığının Adli Tıp Kurumundan rapor alınmak suretiyle tespit edilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde asıl ve birleşen davalar yönünden bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacı-birleşen davanın davalısının temyiz itirazları değinilen yön itibariyle yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.