YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8660
KARAR NO : 2014/12624
KARAR TARİHİ : 30.06.2014
MAHKEMESİ : GAZİPAŞA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/07/2011
NUMARASI : 1992/128-2011/456
Yanlar arasında görülen tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi . raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tenkis istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 295 ve 297 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 293 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payın mirasbırakan H.S.. tarafından davalı H.. S..’e 29.07.1983 tarihinde bağış suretiyle temlik edildiği, 161 ve 173 nolu parsellerin ise muris H.S.. tarafından kadastro tespitinden önce davalı Havva’ya bağışlandığı ve kadastro tespitleri sırasında anılan davalı adına tescil edildikleri, yine davaya konu 140 nolu parselin, muris Hacı Ali Sert tarafından kadastro tespitinden önce davalı L.. A..’a bağışlandığı ve kadastro tespitleri sırasında L.. A.. adına tescil edildiği, 139 nolu parselin ise, muris H.S..tarafından kadastro tespitinden önce davalı S.. K..’a satıldığı ve kadastro tespitleri sırasında S.. K.. adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, mirasbırakan tarafından davalılara yapılan temliklerin saklı paylarını zedelemek amacıyla yapıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır
1-Mahkemece, dosya içerisinde mevcut alıcısı Yahya Kaplan olan harici senet içeriği ve dinlenilen senet tanıkları ve mahalli bilirkişi Mustafa Yılmaz’ın beyanları gözetilmek suretiyle 139 parsel sayılı taşınmazın davalı Sultan’ın eşi Yahya Kaplan’a satış suretiyle devredildiği, Y. K..’a yapılan temlikin gerçek satış olduğu, taşınmazın kadastro tespiti sırasında davalı Sultan adına tescil edildiği benimsenerek, 139 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
2-Öte yandan,bilindiği üzere mirasçılık ve mirasın geçişi miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 s. Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 17) Miras bırakan 1.1.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 1.1.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanır.
Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul;miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (TMK m.565) Miras bırakanın TMK’nin 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sür’atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Somut olaya gelince, tüm dosya kapsamı dinlenilen tanık beyanları değerlendirildiğinde mirasbırakan tarafından davalılar Havva ve Lütfi’ye yapılan temliklerin davacıların saklı paylarını zedelemek amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla terekesinin araştırılarak, yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere miras bırakanın saklı payı zedelemek kastının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı HMK’nın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,30.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.