Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/18838 E. 2014/6103 K. 20.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18838
KARAR NO : 2014/6103
KARAR TARİHİ : 20.03.2014

ESAS NO : 2013/18838
KARAR NO : 2014/6103
MAHKEMESİ : BULDAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/05/2013
NUMARASI : 2013/17-2013/155

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..’ ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava; tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece; hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının dava konusu 126 ada, parsel sayılı taşınmazda kayıt maliki iken 04/07/2007 tarihli satış akdi ile taşınmazı dava dışı Ö. M.’na temlik ettiği, onun da 16/06/2008 tarihinde taşınmazı davalıya aktardığı anlaşılmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde; piyasaya olan borçları nedeniyle bankadan kredi kullanamadığından davalıdan % 10 faizle 5.000,00 TL. borç aldığını, karşılığında boş senet verdiğini, senedin davalı tarafından icraya konulması ve diğer alacaklıların icra tehditinden korumak amacıyla daha sonra iade edilmek koşuluyla anılan taşınmazı dava dışı Özgür Moroğlu’na tapuda satış gibi göstermek suretiyle temlik ettiğini, ancak davalının ısrarı ve tehditi üzerine borca karşılık teminat olmak üzere taşınmazın davalıya aktarıldığını, borcu ödemek istediğinde borcun 45.000,00 TL olduğunu iddia ettiğini ve devamında da elatmanın önlenmesi davası açtığını, Cumhuriyet Savcılığına yaptığı şikâyet üzerine açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda tefecilik eyleminin sabit olup cezalandırılmasına karar verildiğini, temyiz aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, HUMK 76. maddesi hükmü uyarınca olayları bildirmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yaparak olaya uygulanacak yasa hükümlerini tespit ve tayin etmek hâkime aittir.
İddianın ileri sürülüş biçimi, dava dilekçesinin içeriği ve dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davada inançlı işlemden kaynaklı yolsuz tescil hukuksal nedenine dayanıldığı tartışmasızdır.
Bilindiği üzere; bu tür davalıların herhangi bir zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman açılması olanaklıdır. Aksine bir yasal düzenleme bulunmadığı gibi istikrar kazanan yargısal uygulamalar ile doktrin de aynı görüşü benimsemiştir.
O halde, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların delillerinin toplanılması, gerekli irdelemenin ve değerlendirmenin yapılması bundan sonra işin esası bakımından bir hüküm kurulması gerekirken hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetli değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.