Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/4843 E. 2014/15599 K. 14.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4843
KARAR NO : 2014/15599
KARAR TARİHİ : 14.10.2014

MAHKEMESİ : ÇİVRİL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/04/2013
NUMARASI : 2012/223-2013/223

Taraflar arasında birleştirilerek görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 14.10.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat gelmedi, temyiz edilen davacı Hazine vekili Avukat H… G..geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacı S.. Ç.. vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi…..tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili; Hazine adına kayıtlı 3606 parsel sayılı taşınmazı davalının, S.. Ç.. isimli şahsa sözleşme ile kiraya vermek suretiyle 08.12.2006 – 27.11.2010 tarihleri arasında toplam 29.400.-TL gelir elde ettiğini, Hazine tarafından tahakkuk ettirilen ecrimisil tutarları düşüldükten sonra bakiye kısmın ödenmesi konusunda Belediyeye yazılar gönderildiği hâlde sonuç alınamadığını, davalının sebepsiz olarak edindiği ecrimisili Hazine’ye iade etmesi gerektiği hâlde iade etmediği gibi ödeme konusundaki talebe itirazda bulunduğunu ileri sürerek, 24.017,77.-TL alacağın sözleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dava davacısı S.. Ç.., davalıya ait 100. yıl Aile Çay Bahçesi olarak bilinen taşınmazın Belediye Meclisinin 6.10.2006 tarihli kararı ile kendisine 15 yıllığına kiraya verildiğini ve sözleşmeye güvenerek yatırımlar yaptığını, ancak kiraya konu yerle ilgili Mal Müdürlüğü’nün 11.077,70.-TL ödenmesi konusunda ecrimisil ihbarnamesi gönderdiği gibi, Kaymakamlığın 09.03.2012 tarihli yazısı ile taşınmazı tahliye etmesi yönünde bildirim yapılması üzerine taşınmazdaki yatırımlarını bırakıp terketmek zorunda kaldığını, iyiniyetli yaptığı ve sökülüp götürülmesi mümkün olmayan muhdesatın değerleri toplamının aynı mahkemenin 2012/21 Değişik İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporları ile 31.670,45.-TL olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, bu miktar ile, Hazineye ödediği 11.077,70.-TL ecrimisil bedeli olmak üzere toplam 42.748,15.-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Belediye vekili, çekişme konusu yer için Hazineye zaten ecrimisil ödendiğini, bunun dışında herhangi bir paranın talep edilemeyeceğini, kaldı ki zamanaşımı süresinin de geçtiğini, öte yandan kiraya verilen yer içerisinde Belediyeye ait 2518 nolu parselin de bulunduğunu, Hazine yerinin tek başına talep edilen kira gelirini getirmesinin mümkün olmadığını, çekişmeye konu yerin imar planında da yeşil alan olarak gözüktüğünü ileri sürerek asıl davanın reddini savunmuş, yine birleşen dava yönünden de; kiraya konu taşınmazın 15 yıllığına değil, 2’şer yıllık dönemlerle kiraya verildiğini, taşınmaz üzerine inşaat yapılmasının hem sözleşmede bulunan madde gereğince hem de taşınmazın 3. derece sit alanı içerisinde bulunması sebebi ile mümkün olmadığını, bu nedenle muhdesat bedelinin talep edilemeyeceğini belirterek birleşen davanın da reddini istemiştir.
Mahkemece, kayden davacı Hazineye ait taşınmazı davalı Belediyenin kiraya vermek suretiyle tasarruf ettiği ve bu yer için ecrimisil ödediğini ispat edemediği gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, birleşen dava yönünden ise; davacı Selahattin’in kira sözleşmesi ile kullandığı ve davalıya kira bedeli ödediği halde aynı yer için Hazine’ye de ikinci bir ödeme yaptığı, yine kira sözleşmesine dayanarak taşınmaz üzerine yaptığı yapı ve eklentiler sebebi ile haksız olarak zarara uğradığı gerekçesi ile birleşen davanın da kabulüne karar verilmiştir.
Her iki davada da çekişme konusu olan 3606 parsel sayılı taşınmazın 03.04.2002 tarihinde kayıt dışı kalmış yerlerin tesciline istinaden Hazine adına kayıtlı olduğu sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki; 3533 Sayılı Kanunun 1. maddesindeki düzenlemede; “Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete veya belediyeye veya umumi idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanları, bu kanun da yazılı tahkim usulüne göre halledilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; 03/07/2003 tarihli, 4916 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değişik aynı Kanunun 4. maddesi ile de; “Katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, bulunduğu yerin ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumunda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu taktirde bunlardan birinin bulunduğu yerin yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından hakem sıfatı ile çözümlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olaya gelince; asıl davada taraflar, 3533 Sayılı Kanunun 1. maddesinde gösterilen kuruluşlardandır. Anılan Kanunun 2570 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi gereğince aralarındaki uyuşmazlığın “Hakem” sıfatı ile çözümlenmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
O hâlde; tarafların sıfatı ile 3533 sayılı Kanunun 1. ve 4. maddesindeki düzenlemeler dikkate alınarak asıl dava bakımından uyuşmazlığın hakem sıfatı ile çözümlenmesi gerektiğinden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, genel hükümlere göre incelenip sonuca bağlanması doğru değildir..
Birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda; 06.10.2006 tarihli ve 32 sayılı Işıklı Belediyesi Meclis Kararı ile Belediyeye ait çay bahçesi kiracısı olan S.. Ç..’ın çay bahçesinin 15 yıllığına kiraya verilmesine ilişkin talebinin değerlendirilerek kira süresinin 15 yıla uzatılmasına ve konu ile tüm şartlar ile kira miktarının belirlenmesinde Belediye Encümenine yetki verilmesine karar verildiği, evrak arasına sunulan 08.12.2006 tarihli ”100. Yıl Aile Çay Bahçesi Kira Sözleşmesi” başlıklı belge ile Işıklı Belediyesine ait 100. Yıl Aile Çay Bahçesi’nin 08.12.2006 tarihinde encümen kararı ile 2 yıllığına 14.000.-YTL bedelle S.. Ç..’a kiraya verildiği ve kira aktinin 27.11.2006 tarihinde başlayıp 27.11.2008 tarihinde biteceğinin düzenlendiği, yine aynı yerle ilgili 16.01.2009 tarihli kira sözleşmesinde de; anılan çay bahçesinin 16.01.2009 tarihinde encümen kararı ile 15.400.-YTL bedelle yine aynı kişiye kiraya verildiği, kira aktinin 27.11.2008 tarihinde başlayıp 27.11.2010 tarihinde biteceğinin kararlaştırıldığı, mahallinde yapılan uygulama neticesinde Hazine’ye ait 3606 parsel sayılı taşınmazın da bu çay bahçesi içerisinde kaldığı, Hazine’nin kendi parseli ile ilgili davacıya gönderdiği ecrimisil ihbarnamesi ile 13.10.2010 – 16.02.2012 tarihleri arası için toplam 11.077,70.-TL ecrimisil talep ettiği, öte yandan Çivril Kaymakamlığı’nın davacıya hitaben taşınmazı tahliye etmesi yönünde gönderdiği 09.03.2012 tarihli yazının da davacı S.. Ç..’a 12.03.2012 tarihinde tebliğ edildiği, 19.03.2012 tarihinde yapılan kontrolde ise taşınmazın tahliye edilmiş olduğu belirlenerek bu konuda tutanak düzenlendiği görülmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki; anılan kira sözleşmeleri mülkiyet hakkı sahibi Hazine’yi bağlamaz ise de, sözleşmenin tarafları olan davacı S.. Ç.. ile Belediye’yi bağlayacağı tartışmasızdır.
Ne var ki; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki; yukarıda belirtilen kira sözleşmelerinin 8. maddesinde açıkça; ” Müstecir Belediyenin izni olmadan kiraladığı yerde herhangi bir fiziki değişiklik yapamaz. Ancak Belediye’nin uygun görüşü olduğunda bir değişiklik yapabilir. Kiracı bu değişiklik isteğini dilekçe ile Belediye’ye bildirmek zorundadır. Sözlü müracaatlar kabul edilemez.” düzenlemesine yer verildiği hâlde, anılan sözleşme hükmünün irdelenmediği, davalının taşınmaz üzerinde yaptığı yapılar sebebi ile, Belediyeye herhangi bir müracaatının olup olmadığı ve Belediyece bu konuda bu konuda uygun görüş verilip verilmediği hususlarının araştırılmadığı ve buna ilişkin belgelerin evrak arasına alıp değerlendirilmediği, öte yandan davacının Hazineye ödediğini iddia ettiği 11.077,70.-TL ecrimisilin, evrak arasına sunulan Ecrimisil Düzeltme İhbarnamesi içeriğine göre 13.10.2010-16.02.2012 dönemine ilişkin olduğu, Belediye ile S.. Ç.. arasındaki en son tarihli olan 16.01.2009 tarihli kira sözleşmesinde ise kira döneminin 27.11.2008 tarihinde başlayıp 27.11.2010 tarihinde biteceğinin kararlaştırıldığı ve yine aynı kira sözleşmesinin 7. maddesinde; ”Kira aktinin bitim süresinin dolmasını takip eden 5 iş günü içerisinde müstecir herhangi bir hak talep etmeden kiraladığı yeri belediyeye teslim eder” hükmüne yer verildiğinin görüldüğü, diğer bir anlatımla, ecrimisil ihbarnamesindeki dönem ile kira sözleşmesindeki dönemlerin karşılaştırılması neticesinde yalnızca 13.10.2010-2711.2010 tarihleri arasındaki dönem örtüştüğü halde, Belediye ile S.. Ç.. arasında 27.11.2010 tarihinde sona eren kira ilişkisinin yenilenip yenilenmediği, 27.11.2010 tarihinden sonra çekişme konusu yeri davacının kira ilişkisine istinaden tasarruf edip etmediği, bu tarihten sonra Belediyeye kira ödeyip ödemediği hususları üzerinde durulmadığı, diğer taraftan; evrak arasına alınan 01.06.2012 tarihli alındı belgesine göre davacının 7.200,50.-TL ecrimisil bedeli yatırdığı görülse de davaya konu 3606 nolu parselle ilgili davacının Hazineye toplam ne kadar ecrimisil ödediğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmediği ve buna ilişkin tüm ödeme belgelerinin evrak arasına alınmadığı görülmektedir.
O hâlde, birleşen dava bakımından da yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, toplanacak delillerin, toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken birleşen dava bakımından eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.